Vatan Elden Gidiyor Terânesi
Bağırış-çağırışlar arasında bir ses dikkât çekiyor: “Vatan elden gidiyor!” Akabinde bağırıyor muhterem: “Vatanı kurtarmalıyız!” Şimdi dostlar, vatan denen kutsalı elinde oyuncak sanan bu muhteremin, elinden oyuncağı alınmış sabiler (küçük çocuklar) gibi feryadı basmasını anlıyoruz elbette. Gelelim ‘vatan kurtarma paranoyası’na… Bu noktada, ‘yahu vatanı sizden kim kurtaracak’ diye sormadan da edemiyor insan. Güzelim vatanın, dut silkelemek için toplanmış; damak zevkine düşkün kadınların elindeki Sümer basmasına dönmesi ne kadar da acınası bir durum değil mi? Allah vere de, bu çekiştirmelerden Balkan faciasına benzer yeni kopuşlar yaşanmasa…
Evet, canlar! Gerçek şu ki vatanın bir yere gittiği yok. Durduğu yerde duruyor mukaddes… Vakıa (gerçi) erozyondan biraz biraz aşındığı ise bir vak’a... Peki, ne yapmalı? Ağaç dikmeli elbette. Yalnız baldırı çıplak palmiye değil; çınar dikmeli… Osmanlı çınarı! Hani tembih ediyor ya Son Peygamber: “Kıyamet koparken bile ağaç dikin.” diye… Malûm, ülkede de kızılca kıyamet kopuyor. Ortalık toz duman… O hâlde, Osmanlı çınarı dikelim bol bol. Cumhuriyetin seksen değil, yüz seksen değil; sekiz yüz seksen sene yaşaması için çınar olması, çınar gibi sağlam durması gerekiyor zira. Böylece hem dünyamızı hem de ahiretimizi kurtarmış oluruz. Nasıl? Harika (super) fikir değil mi?
Vatan diye diye vatan toprağı Balkanların elden çıkmasına sebep olan kıt akıllıların durumu gerçekten hazindir. Koskoca Devlet-i Âli, ‘vatan’ diyen vatansızların gafleti, dalaleti ve hatta hıyaneti neticesinde (Bu arada Atatürk’ün konuştuğu dili bile anlayamayan yeni nesillerin vebâlini kim çekecek acaba.) Kuzey Afrika, Arabistan, Suriye, Mezopotamya, Balkanlar birer birer elden çıkıp gitmiş; haşmetli Osmanlı çınarının yaprakları dökülmüş, dalları kırılmış, bir nevî virâneye dönmüştür. Sellerden, yıldırımlardan, fırtınalardan mecâli tükenip yere kapaklanırken; kurumuş, çoraklaşmış, takatten kesilmiş gövdeden takdir-i ilâhî ile yeni bir filiz peyda oluvermiştir. Sarı Paşa Mustafa Kemal ve arkadaşları seferber olmuşlardır bu nazenin fidanın yeşermesi için. Türkiye demişlerdir adına. Yüzyıllardır ecnebilerin de dediği gibi… Sâhi, orduları dağıtılıp tersanelerine girilmişken bile elden gitmeyen vatanımız, dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olduğumuz şu zamanda mı elden gidecek? Hani, sormadan da edemiyor insan… Ve biz de soruyoruz: “Hey Anadolu’m, sen saksılara sığacak çınar mısın? Yeniden doğmaya var mısın? Serik–09.06.2010
Aziz Dolu Atabey
azizdolu.blogcu.com