Müslümanlar ve Süslü Mallar

2015-11-12 08:39:00

  Türkiye’nin en çok tesettürlü ürün satan e-ticaret markası olduğu söylenen, ismi lâzım değil bir şirketin yönetim kurulu başkanı olan süzme ahmak bir post-modern İslâmcı, ulusal gazetelerden birinin hafta sonu ekinde yayımlanan söyleşisinde seksî olmak için açılmaya, dekolteye (açık giysi) ihtiyaç olmadığını söyleyerek, yalnızca gözlerle de seksî olunabileceğini iddia etmiş. Akıl-aklî, kalp-kalbî, his-hissî gibi misallerden de anlayacağınız üzere “-î” takısının yüklediği anlam seksle ilgili/ilişkili olma hali demek olup; cima, cinsî münasebet, cinsel ilişki… gibi tanımlamaların ima ettiği eylemi, fiili, işi yapma; yapmaya yollu/müsait olma gibi bir anlamı da beraberinde sürüklemektedir. Yeşilçam yolunda sürüklenen onca hayatlar; güller, laleler gibi!..   Sorun şu ki;   1)     Müslüman bir kadının (söz gelimi kendi anasının, avradının; kızının, kız bacısının…) yolda-sokakta, çarşıda-pazarda seksî giyinmesi; seksî duruş sergilemesi câiz midir? diye sorulmalıdır bu beyinsiz cücüğe.   2)     Hadi diyelim kastedilen evinde, eşine karşı seksî olma durumudur. Bu sebeple bile olsa -af buyurun- üç-beş dakika sonra gusül abdesti alma ihtimali de düşünüldüğünde, orasını-burasını boyaması -israf olması hasebiyle- câiz midir? diye sorulmalıdır bu hava gazı üfleyen düdüğe.   3)     İçinde, ne olduğu meçhul onlarca kimyasal madde bulunan; çok kaliteli denen ürünlerin bile, bir süre sonra ciltte kalıcı hasarlar bıraktığı, tahrişe, kansere yol açtığı bilinip dururken RTE gibi sadec... Devamı

1 Kasım Seçimleri, Şartlı Tepki Kuramı ve MİT

2015-11-12 08:56:00

  Rusya’nın ünlü bilginlerinden (âlim) olan Pavlov’u duymuşsunuzdur. Psikoloji dendiğinde, ilk akla gelen kişilerden biridir kendisi. Özellikle şartlı tepki (refleks) kuramı ile psikoloji adlı bilim dalında çığır açmıştır. Ama bu çığır bir yönüyle eksik kalmıştır. Kuramın, Sosyoloji, İktisat (economi) gibi diğer disiplinlere de uyarlanabileceği göz ardı edilmiştir. Zira bir canlı türünün verdiği tepkiyi az veya çok diğer bütün canlıların da verebileceğine dair olasılık (ihtimal) oldukça yüksektir. Bu nedenle üreme, beslenme, annelik dürtüsü, ölüm korkusu diye giden birçok dürtünün canlılarda ortak davranış kalıpları oluşturabileceğine haliyle açlık hissi merkezli şartlı tepki (refleks) kuramının psikolojide olduğu kadar söz gelimi sosyolojide de genel geçerliliği olan bir görüş olabileceğine dair olasılık toplum mühendislerince değerlendirilmelidir.   Peki ama şartlı tepki (refleks) kuramını sosyolojinin yani toplumbiliminin hangi kefesine koyabilirsiniz? Eski tabirle cemiyetin, yeni söylemle toplumun (social) hangi ahval ve şeraitinde yani durumunda ve şartlarında bu kuramı uygulayabilir yahut gözlemleyebilirsiniz? Öncelikle savaşlarda uygulayabilirsiniz. Nasıl mı? Toplumun geneline bir düşman göstererek, safların sıkılaştırılmasını sağlayabilirsiniz. Sonra? Eğitimde uygulayabilirsiniz. Şöyle ki eğitim düzenini (sisteam) anti-sosyalist (sosyalist karşıtı), anti-komünist (komünist karşıtı) ölçütlerle düzenleyerek, yetişecek nesilleri liberal ve kapitalist yapabilirsiniz. Bu düzene bir de yeşil kuşak öğretisi (doktrin) ve buna hizmet edecek şekilde imam-hatipliler ordusu yetmedi -sözde- milliyetçi çerileri eklediğinizde, toplum şartlı tepki vermeye başl... Devamı

Malkoçoğlu, MHP ve Lazlar

2015-10-31 16:18:00

Senaryosu R.T.E. ve A.Ö. tarafından yazılan, AKP ile HDP'nin başrolünü paylaştıkları, konusu çözüm mü çözülme mi bir türlü anlaşılamayan malûm fil(i)mde rol almayı kabul etmeyip; "Milletime akıl vermek benim ne haddime, benim milletim her şeyin en iyisini bilir" gibi sözlerle âkil adamlık teklifini geri çeviren Kırım Tatar Türk'ü Fahrettin Cüreklibatur nam-ı diğer Cüneyt Arkın bununla da yetinmeyerek, -1 Kasım 2015 tarihindeki genel seçim öncesinde- MHP'yi desteklediğiniilân etti.   Şimdi âkiliniz -affedersiniz- aklınız "cüreklibatur" soyadına takıldıysa arz edelim: Cüreklibatur, yürekli batur yani yürekli bahadır demektir. Doğu Türkistan'ın efsane lideri “Altay kartalı” lâkaplı Osman Batur Han'ın adında olduğu gibi!.. Ki Osman Batur da Doğu Türkistan’da yaşayan Kuman/Kıpçaklardan olup; günümüzde bu Türk toplulukları Rusların, kendilerine verdiği adla yani “Kazak” adıyla anılmaktadırlar. Kazak sözcüğünün aynı zamanda “Rus köylüsü” demek olduğunu ve Rusların bu adlandırmada iyi niyet taşımadıklarını da belirtmek zorundayız.   Yine kuzey Türkleri, biz güneylilerin yani Oğuzların (Ogur, Uğur) "g" damgasını (harf) "c" olarak söylerler. Bizdeki "geldim, gittim" onlarda "celdim, cittim" olur. Tıpkı Kuman/Kıpçakların torunları olan Lazlarda olduğu gibi!..   Atası kopuz olan kemençe de Kuman/Kıpçakların yadigârı olup; aslı 'kumançe'den gelir bu arada!.. Dahası dilleri, kökenleri hakkında yerli-yersiz bir sürü dedikodu (spekülasyon) yapılan Şamlıhemşinlilerin düğünlerde, şölenlerde coştukların... Devamı

Başyaver Konuşuyor

2015-10-26 09:08:00

  Başyaver -affedersiniz- Başbakan Davudî canhıraş bağırıyor yahut konuşuyor. Konuştukça yahut bağırdıkça batıyor. Battıkça bağırıyor yahut konuşuyor. Makûl şüphe diyerek eli kalem tutanları içeri tıkarken; eli silâh tutan teröristler söz konusu olunca hukuktan söz ediyor. Yani teröriste hukuk; vatandaşa, guguk!..   Beyaz Toroslar meselesi misâl... Bir zamanlar AKP'nin 2 numarası olan Dengir Mir Mehmet Fırat'ın tırlarında nelerin yakalandığını; Van'da, uyuşturucu kaçakçısının -hem de Emniyet binası basılarak- zorla alınışını -sıkı durun- RTE’nin bir yeğeninin de bu yolun yolcusu olduğunu ve suçüstü yakalandığını filân din(i)dar a.k. çocukları unutabilirler belki ama biz unutmadık. Polisleri hizaya sokan zübüğü de haliyle!..   Boşbakan -gene affedersiniz- Başbakan Davudî konuşuyor. Konuşuyor da, boş konuşuyor. Eş Bulma Kurumu hizmetinden dem vuruyor. Yanında, yöresinde elini ovuşturarak dolaşan onlarca dalkavuktan birisi de çıkıp demiyor ki güzel ülkemizde Eş Bulma Kurumuna değil; İş Bulma Kurumuna ihtiyaç var!..   Ee cancağızlar!. Mâlum, kış kapıda... Uzun kış geceleri eğlencesiz olmaz. Akbulut fıkraları da demode artık. O hâlde çalıştırın saksıları da iki Davidof fıkrası açsın. Ampuller iyice karanlığa kalmadan iki neşemizi bulalım.   Serik/Sarıabalı-26.10.2015 Ptesi   Aziz Dolu Atabey https://twitter.com/azizdolu   ... Devamı

Halûk’un Not Defteri Yahut Fareler

2015-10-21 21:54:00

  MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, İstanbul’da yaptığı açık hava toplantısında (miting) Banker -affedersiniz- Tanker Bilo’ya şöyle seslendi: “57 İslâm ülkesi dururken kaçacak, doktora yapacak Vatikan’ı mı buldun?!.” Şu ana kadar da sorunun muhatabından bir yanıt alınmış değil. Haddizatında armut dibine düşer canlar. “O niye ki?” derseniz bilimsel verilere, buluşlara bakılırsa çocuğun cinsiyetini erkek belirliyormuş. Hem de % 75 oranında!.. Yani “avrat, gene kız doğurdu” diyerekten kuma uçkuruna yapışan dümbükler yandı ki ne yanma… Kul hakkı, onların iflâhını sökecek öbür tarafta!?. Allah-u âlem (Allah bilir) tabi!.. Ee cinsiyetini belirleyen zevat; şahsiyetine, kişiliğine de az çok katkı yapıyordur haliyle.   Bilo’nun, cebine 1 milyar dolar koyup; İtalya’ya kaçtığına -affedersiniz- gittiğine dair haberleri duyunca yüzümüzde bir istihza belirdi ister istemez. Not Defteri'ni babasına bırakıp giden; gittiği yerde de papaz olan Halûk geldi aklımıza nedense. “Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış” ya hani. Hesap, o hesap… Götürdüğü 1 milyar doları n'edecek acaba diye epeyce bir kafa, epeyce bir çene yorduk doğrusunu isterseniz. Bubasının yakın dostu olan; yolsuzluk ve reşit olmayan (17 yaşında idi sanırım) kızla birlikte olmak gibi suçlardan davalık olmuş dahası Yahudî olduğu söylenen Silvio Berlusconi ile enişte -affedersiniz- erişte imalatı mı yapacak yahut Kilise Yaptırma Derneği mi kuracak diyerekten kuramlar (teori) üretip durduk dost meclislerinde. Erişte ne alâka, derseniz; Marco Polo'nun Türkistan seyahati sırasında Türk topluluklarında görüp, İtalya'ya götürdüğü ve adına spagetti... Devamı

Ankara Saldırısını Nasıl Yorumlamalı

2015-10-21 10:38:00

  Türkiye ile Rusya tarihlerinde hiç olmadığı kadar sıkı-fıkı... Özellikle de terör sosuna batırılmış enerji savaşlarının kıyasıya yaşandığı günümüzde!.. Düzmece 11 Eylül saldırısı ile neredeyse bütün dünyayı kendi safına çekmeyi başaran Amerika Birleşik Devletleri bu düzmece saldırıyla elde ettiği fırsatları iyi değerlendirerek; parsaları bir bir topladı. Bu durumun diğer ülkelerde hoşnutsuzluğa yol açması dahası Amerikan karşıtlığını körüklemesi kaçınılmazdır elbette.     Türkiye ile Rusya aynı zamanda stratejik ortak bildiğiniz gibi. İki ülke, birbirlerinin içişlerine karışmama konusunda da oldukça hassas hareket ediyorlar. Batı ile gerginlikler yaşayan, yalnızlaşan/yalnızlaştırılan Rusya’ya Batı ittifakından dostça uzanan tek el Türkiye dense yeridir sanırım. Rusya’nın soluk alabileceği tek yön güney komşusu Türkiye ve Rusya da bunu çok iyi biliyordur mutlaka.   Rusya, geçmişte Boğazlar ve Doğu Anadolu konusundaki boşboğazlığının ceremesini Türkiye gibi bir dostunu Batı İttifakına kaptırarak, -kapana sıkışmış bir ayının ruh halini (halet-i ruhiye) yansıtırcasına- çok ağır ödedi. Rus imparatorluğunun dağılıp, parçalanmasının nedeni biraz da Batı karşısında içine düştüğü kuşatılmışlık tablosu (sendrom) ve bunun sonucunda sergilediği ikircikli ruh halleridir diyebiliriz. Özellikle Stalin döneminde ölen, öldürülen, sürülen milyonlarca insanın vebali elbette ağır olacaktı.   1960’lara gelindiğinde her iki ülke de geçmiş defterleri kapatıp yeniden iki dost ve komşu ülke olarak masaya oturmaya hazırlanırken Türkiye’de askerî darbe oldu. Darbenin hemen akabinde Menderes, Rusya ile yakınlaşmasının bedelini canı ile ... Devamı

Hewal dı ji işareta Bozgurte bıde!..

2015-10-17 10:27:00

  Soldan oku: T-R-K!. Sağdan oku: K-R-T!.   Şimdi de As Gur, Beş (Baş) Gur, Bel Gur, Biti Gur, Bul Gar, Fin Gur, Go Gur, Gur, O Gur (Uğur/Oğuz), On Gur, Sol Gur (Salur), Uy Gur ve son tahlilde Gur-man-ç (Kür-d/t) diye gidenleri bir anımsa.   Sonra Timuçin'in, önceleri Gur Han unvanını kullanırken; Turan/Türk Birliğini kurduktan sonra Oğuz Kağan’ın oğullarından Deniz Han’ın adını aldığını da koy üstüne.   Yetmezse, Gur/Gür sözcüğünün Türkçede "ulu, büyük" anlamına da geldiğini dahası Fatih’in hocalarından Molla Güranî'nin de Gurmanç (Kürt) boyundan olduğunu; "-ler/-lar" anlamına gelen Farsça “-an” eki atıldığında boy adının ortaya çıktığını da ekle.   Yine, Kürd (Kürt) derken sözcüğün sonuna gelen“-d/-t“ damgasının (harf) “-ler, -lar” anlamına gelen bir çoğul eki olduğunu ve yeryüzünde sadece Oğuz (Türkman/Türkmen) Türkçesinde bulunduğunu da iliştiriver kenarına.   Yani cancağızım!.. Gurmanç (Kürt), "TÜRK" adlı ulu çınarın bir dalıdır. PKK da, bu dala ağmış ağdala sürüsüdür.   Aklın, başına geldi mi?   O hâlde: Hewal dı ji işareta Bozgurte bıde!..     Aziz Dolu Atabey Serik/Sarıabalı-16.10.2015     Duvar yazılarımıza aşağıdaki arktan (link) erişim sağlayabilirsiniz. https://twitter.com/azizdolu       ... Devamı

Rusya Savunma Bakanı Tuvalı bir Türk

2015-10-17 10:20:00

  Rusya Savunma Bakanı Sergey Shoygu Tuvalı bir Türk!.. Daha doğrusu Tuvalı bir baba ile Rus bir anneden dünyaya gelmiş bir asker, siyasetçi ve devlet adamı… Dokuz dil bilen, birçok dış görevde bulunan, ülke içindeki çalışmaları ile Rusya’nın kahramanı seçilen dahi gibi bir adam. İki çocuk babası olduğunu da ekleyelim.   Rusya’nın, her ne kadar eninde sonunda parçalanması; yüzyılın sonuna kalmadan şimdiki gücünü büyük ölçüde yitirmesi kaçınılmaz olsa da günümüzde güçlü bir devlet olduğu malûmunuzdur. Zira yayılmacılıkla/sömürgecilikle (imperialism) çıktığı yolda diğer halklara mensup insanları kullanmasını, yetişmiş insan gücünden azamî (maximum) ölçüde faydalanmasını bilmektedir. Mete Han, Bilge Kağan, Attila, Cengiz Han, Timur, Osmanlı da böyle yapmıyor muydu haddizatında?   Celâleddin Harzemşah, Cengiz Han, Timur Han, Karamanoğlu Mehmet Bey, Gâzi Giray Han, Uzun Hasan, Şah İsmail Safevî, Afşar (Avşar) Nadir Şah da Türk'tü!.. Kıpçak ve Çerkez kısmen de Oğuz (Türkmen) birlikteliği ile kurulmuş olan Memlûklar ha keza!..Hepsinin yolu bir şekilde Anadolu ile kesişti. Kimisi ele geçirmek istedi, kimisi gönül bağı kurdu, kimisi bağlandı. Kırım, Cezayir, Doğu Türkistan gibi!..   Sorun şu ki: Biz ne kadar Türk'üz?!. Dilimize, tarihimize, coğrafyamıza (vatan), bizden olanlara ne kadar sahip çıkıyoruz?!. Boraltan faciasını nasıl unutabiliriz ki? Dün, Bulgaristan’daki soydaşlarımızı kendi topraklarında koruyamadık. İşin kolayına kaçarak, Anadolu’ya topladık. Demokrasiye geçen Bulgaristan’da nüfusun % 40’ı Türk olacakken bu oran yarıya düşt... Devamı

HDP ve Ermeni Soykırımı Yalanı

2015-10-17 10:17:00

  HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ile birlikte 1 Kasım genel seçimlerine hazırlanan fırkalarının (party) seçim bildirgesini okurken "Ermeni soykırımını kabûl edeceğiz." diye sarsıcı (shock/şo:k) bir ifâde kullandı. Soyadının ilhâm kaynağının Ağrı Dağı olup-olmadığını gerçekten merak ettiğimiz Figen Hanımın bu sözü, bizi alıp; 2000'li yılların başında yolumuzun düştüğü Hakkâri'ye kadar götürdü.   Yüksekova'nın, İran sınırına sıfır (0) km'de bulunan Esendere beldesinde yedek subay/öğretmen olarak bulunduğumuz sıralarda tehcirden (göç) önceki süreçte, Ermeni çetelerinin bir Kürt (Gur-man-ç) köyünü bastıklarını; köydeki herkesi bir kör kuyuya atıp, yaktıklarını sadece çobanlık yapan bir erkek çocuğun kurtulduğunu ve daha başka üzücü olayları yörenin sevilen aksakallarından olan Mustafa Büyüksu Emmimizden dinlemiştik dostlar.    Mustafa Emmi, köydeki tek CHP'li idi ve Atatürk ile silâh arkadaşlarına karşı yoğun bir sevgi-saygı besliyordu. O dönem CHP Genel Başkanı olan Deniz Baykal'la ildeş (hemşehri/hemşeri) olmamızdan ötürü de bize karşı ayrı bir yakınlık gösterirdi. Velhâsıl (kısacası) sorun şu ki: Esendereli Mustafa Emmi Kürt (Gur-man-ç) ise, bunlar kim; bunlar Kürt (Gur-man-ç) ise, Mustafa Emmi neci?   Aziz Dolu Atabey Serik/Sarıabalı–03.10.2015     Güzel Ülke.. Türkiye’nin facebook gazetesi https://www.facebook.com/groups/guzelulke/ ... Devamı

Dersimli Diyap Ağa

2015-10-17 10:14:00

  Kurucu Meclis’in en önemli simalarından biri hiç kuşkusuz Dersimli (Tunceli) Diyap Ağa’dır canlar. Gerçek bir Türkmen, gerçek bir Alevî, gerçek bir vatanseverdir kendisi. Yüksekova’nın, İran’a sıfır (0) km’de bulunan Esendere Beldesinde yedek subay/öğretmen olarak bulunduğumuz sıralarda, ana tarafından Diyap Ağa’nın torunu olduğunu söyleyen Tuncelili Ali G. kardeşimizle birkaç ay mesai arkadaşlığımız olmuştu. Özü-sözü bir, hoş sohbet bir arkadaştı kendisi. Zaman zaman Diyap Ağa ile ilgili anılar, nükteler anlatırdı. Birlikte neşelenirdik.   Yeri gelmişken bir yanlış anlamayı giderelim. Dersim bir bölgenin adıdır. Tunceli ise o bölgede yer alan illerimizden biridir. Sözgelimi Bozok platosu bir bölge adıdır. O platoda yer alan Yozgat ise bir ilimizdir. Tıpkı Göller Yöresi olarak adlandırılan ve Antalya, Burdur, Isparta üçlüsünü içine alan coğrafî terimde olduğu gibi!.. Dahası Trakya bölgesi dediğimizde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kastederiz. Bu misaller, Çukurova ve Adana; Amit (Gurmanç lehçesinde Amed) ovası ve Diyarbakır diye uzayıp gider. Coğrafî terimlerin yanında, jeopolitik (coğrafî & siyasî) terimlerin kullanıldığı da olmuştur. Misal Gâziantep ve Halep’i içine alan bölgede yaşayan topluluklar Bozulus Türkmenleri olarak adlandırılmıştır. Antalya’ya bir tarihte Yörükeli denmesi de yine sosyo-ekonomik bir tanımlamadır. Haddizatında Yörük, Tahtacı, Muhacir (Göçmen) gibi tabirlerin de kimlik açısından bir geçerliliğinin olmadığı; bu toplulukların Oğuz (Ogur/Uğur) boyuna mensup oldukları ve İslâmiyet’le birlikte Türkmen (Türkman) adını aldıkları da vakıadır. Oğuzlar ise, en çok siy... Devamı

Algı Harekâtları (Operatation) Üzerine

2015-10-14 05:23:00

  Son bin yılın Selâhaddin Eyyûbî’si, dünya liderimiz, muktedirimiz, reisimiz, cânımız-ciğerimiz bir şiir okudu. Hapse attılar. Mağdur ettiler o güzel insanı anlayacağınız. Ama sonra n’oldu? İlâhî adalet tecelli etti. Çıkınca, hem gönülleri hem Ortadoğu’yu fethetti. Şiir de cumhuriyetin fikir babalarından (teorisyen) olan Mehmet Ziya Gökalp Bey’e aitti üstelik. Hani Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl hocalarından olan sosyolog Ziya’ya... Câmiler, kışlamız; minareler, süngümüzdü yani!.   Paradan 6 sıfır (0) atıldı. Atıldı atılmasına da, olağan şartlarda en büyük para birimimizin 100 TL olması gerekirken 200 TL niye cüzdanların başköşesine kuruluverdi diyenler mırın-kırın etmeye başladılar. Zira en büyük para birimimiz 100.000.000 TL idi. Gerçi, bol sıfırlar (0) önceki hükümetlerin bir ayıbı olup; zaten AKP’yi ırgalamazdı ama. “Nasıl ya?” diyenler yutkuna dursun; bu başarı, cumhuriyet tarihine altın harflerle kazınmıştı bile. Paranın değeri düşürüldü (develuation), karşılıksız para basıldı… diye giden çamur atmaların izi ilk yağmurda silindi gitti hafızalardan. Şükür!..   Bir bakan, Bakara-makara diyerek Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini haddizatında kutsal kitabın varlığını alay konusu yaptı diyerek dünyayı, ayağa kaldırdılar. Bu da düpedüz bir iftiraydı. Bakar, Arapçada sığır demekti. Makara ise ip haline getirilmiş yünlerin dolandığı araç-gereç… Kripto gen taşıyan sabık bakanımız, çobanları ve koyunları ile ünlü Bingöl’de artık sığır da yetiştirileceğini; sığırların yününü dolamak için de makara fabrikası açılacağını böylelikle hem hayvancılığın hem de... Devamı

Atatürk’ün Heykelini Kaldıracakmış

2015-09-23 14:25:00

  Bir de... çıktı; millî kahramanlarımızdan Kâzım Karabekir Paşa'nın heykelini kaldırıp, atacağını söyledi. Yöredeki Türkmen, Kıpçak, Laz, Zaza, Çerkez ve -özellikle de- Gurmanç (Kürt) ahalinin canını, malını, namusunu koruyanın/kurtaranın bizzat Karamanoğlu Avşar'ı Kazım Karabekir Paşa olduğunu çok iyi biliyordu zira!.. Ses etmedin ey halkım!..   Bir de... çıkmış; Gâzi Mustafa Kemal Paşa'nın heykelini kaldırıp; yerine çay bardağı koymak için halk oylamasına (referendum) gidilebileceğini söylüyor. Yörenin ana geçim kaynağı olan çay bitkisinin Karamanoğlu Avşar'ı Gâzi Mustafa Kemal Paşa zamanında ekilip-dikilmeye başlandığından da habersiz besbelli.. Sesin çıkmıyor ey halkım!..   Türkiye'nin bir Kırım, bir Kazan, bir Karabağ, bir Doğu Türkistan, bir Arakan, bir Afganistan, bir Irak, bir Suriye, bir Lübnan, bir Filistin, bir Mısır, bir Cezayir, bir Libya, bir Somali, bir Kongo, bir Balkanlar, bir Bosna olmasına izin vermediği için mi Atatürk'e düşmansın ey halkım?!.   Mülteci ol(a)madığın; Avrupa kapılarında sürün(e)mediğin için mi bu kinin, bu nefretin?!.  Yoksa, doğru dürüst hiçbir bedel ödemeden sahip olduğun cumhuriyet kazanımları mı sıktı seni?..   Madem öyle -nâçizane- bizim de bir önerimiz var ey halkım. Yapılacak halk oylamasında (referendum) iki şık olsun.    a) Başkanın ebesinin (nene) hörekesi    b) Tuğçe Kazas’ın bikinili heykeli   İyisi mi, var sen bunları oyla ey ‘meyus’ halkım... Seni, bunlarla oyalasınlar!..                                         &... Devamı

1 Kasım Seçimlerine Doğru Giderken

2015-09-20 18:23:00

  1 Kasım Seçimlerine Doğru Giderken   HDP cephesinde son durum.. HDP, 7 Haziran genel seçimlerinde Selahattin Demirtaş’ın şahsında oluşturduğu “sevimli serseri” imacından çok şey kaybetti. Birilerinin veyahut bir yerlerin dolduruşuna gelerek kapıldığı şiddet sarmalından kurtulsa bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Arap Baharının etkisiyle Kandil’dekilerin nezle olmasını anlamak mümkün ama onlar nezle oldu diye buradakilerin hapşırmasının kabul edilebilir bir yanı yoktur.    Bırakın Türkmen’i, Laz’ı, Çerkez’i, Abdal’ı; güneydoğudaki Zaza ve Gurmanç kökenli seçmenlerin nazarında bile inandırıcılığını kaybetme noktasına gelen Selahattin Demirtaş’ın “Selocan” moduna tekrar girmesinin; jestlerinin, mimiklerinin, şakalarının fazla bir etkisinin olup-olmayacağını hep birlikte bekleyip, göreceğiz. Gerçi bu saatten sonra kendisine inansa inansa Kadir inanır ama!.. Ha birde barlarda, pavyonlarda demlenen eski tüfek Marksistler, Leninistler, Apocular, Maocular, Homocular… cümle entel-danteller falan filan!.   Bir uyarı: Başta, Zaza olduğunu söyleyen Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP’li vekillerin ve seçmenlerin ve dahi güzel ülkemizin güzel insanlarının tarih, edebiyat, ilahiyat, antropoloji, sosyoloji gibi bilim dallarına biraz eğilmeleri “bir, iri ve diri” olmamızın gerekçelerini, sebeplerini, sonuçlarını öğrenmeleri gerekiyor artık. Bir de emperyalizmin, 1920’lerde yapamadığını şimdilerde -bizi, birbirimize düşürmek suretiyle- yapmak istediğini bilmeleri gerekiyor.   Aksi halde bırakın Türkleşmeyi; Türkiyelileşmek bile hayal olarak kalacaktır.     MHP cephesinde son durum.. MHP'de sarsıcı (shock/şo:k) ... Devamı

Selâhaddin-i Eyyûbî Türk'tür

2015-09-20 18:18:00

  Ünlü komutan Selâhaddin-i Eyyûbî Irak’ın, Tikrit kentinde 1138 yılında dünyaya geldi. Babası Necmeddin Eyyub, Selçuklu atabeyi (emir) İmadeddin Zengi’nin adamlarından olup; günümüz jeopolitiği dikkate alındığında Azerbaycan taraflarından göçerek, Ortadoğu’ya indiğini söyleyebiliriz. Baba sülâlesinin Türkmen (Oğuz/Ogur) mi, Kıpçak mı yahut Gurmanç mı olduğu konusu -kimi tarihçilerce- ihtilâflı bulunsa bile söz konusu bu toplulukların her birinin birer Türk boyu olduğu gerçeği de unutulmamalıdır.    Selâhaddin-i Eyyûbî’nin annesi, Selçukluların Harim emiri (vali) Şihabeddin Mahmud ibn Tokuş el-Harimî'nin kız kardeşi idi.  Dolayısı ile anne tarafının Türkmen olduğunu kesin olarak biliyoruz. Ki Tokuş ve/veya oğlu Mahmut gibi bey sülâlesinden gelen bir Türk ailesinin de kızlarını kendilerinden olmayan, sıradan yahut -konum olarak- kendilerinden aşağı tabakada birine vermeleri -takdir edersiniz ki- çok zayıf bir ihtimaldir.   Bir kişinin millî kimliği ile ilgili en önemli kaynaklardan biri aile bireylerinin taşıdıkları adlardır hiç kuşkusuz. Selâhaddin-i Eyyûbî’nin erkek kardeşleri Muhammed Ebu Bekir, Şemsüddevle Turan Şah, Seyfilislâm Tuğtekin, Şehinşah (Şahinşah) ve Tacilmülük Buri (Böri, Börü) olarak sıralanmaktadır. Turan, Tuğtekin, Şehinşah, Buri (Böri, Börü) diye giden kişi (şahıs) adlarının Türkçeye dolayısı ile Türklere ait olduğu da hiçbir şek ve şüpheye mahal (yer) bırakmayacak şekilde ortadadır. Aile bireylerinin adları konusunda, Bitlis Emiri Şeref Han tarafından kaleme alınmış olan “Şerefname” adlı esere bakabilirsiniz.Şerefname, Gurmançların (Kürt) ta... Devamı

Güzel Ülkemin Şehitleri ve Şebelekleri

2015-09-20 18:10:00

  Türkiye Cumhuriyeti kimilerinin iddia ettiği gibi etnisite üzerine kurulmuş bir devlet değildir. Eğer öyle olsaydı Gâzi Mustafa Kemal Atatürk, Avşar; İsmet İnönü, Gurmanç; HüseyinRauf Orbay, Çerkez; Mehmet Ziya Gökalp, Zaza, Mehmet Âkif Ersoy, Arnavut; İzmir Vilayet Konağının gönderine Türk Bayrağını ilk kez çeken Yüzbaşı Şerafettin Bey, Kırım Tatar’ı dahası Kafkasya’da, Türkistan’da topladığı yardımları Anadolu’ya, Kuva-yı Millîyecilere gönderen İsmail Enver Paşa, Gagavuz (Gökoğuz) olmazdı. Karaman dolaylarında yaşayan Hıristiyan Oğuzların (Uz) mübadelede topyekûn Yunanistan’ a gönderilmeleri de cabası!.. Velhâsıl kavramları kafanıza göre yorumlamamalısınız. Hele de etnisite kavramını!.. Çünkü etnik farklılıklar yara gibidir. Kaşıdıkça azar. İşte bu yüzden, birileri bu ülkede gaflet, dalâlet ve hatta hıyanet hisleriyle hareket ederek yıllardır bu yarayı kaşımaya çalışıyor. Kimileri sosyo-ekonomik unvan olan ve meslek tanımı gibi algılanması gereken Yörük, Tahtacı gibi adlandırmaları -ki bu toplulukların öz be öz Oğuz/Türkmen boyundan olmaları hasebiyle Türk olduklarını görmezden gelerek-  etnik adacıklar olarak sayıyor; kimileri Uygurları, Salgurları, Fin/Ogurları, Başgurdları vb. bilmezden gelerek Gurmançları (Kürt) ayrı millet, ayrı kavim olarak adlandırma çabasının, hatasının peşinden gidiyor filan.    Etnik kaşımalar yarayı azdırınca da, bu güzel ülkede ortalık kan gölüne dönüyor malûmunuz. Böyle sancılı dönemlerde herkesin aklını başına devşirip, aklıselim davranması gerekmez mi? Tabi ki de gerekir!.. Misal “şeytanın, karı boşattığı” böyle zamanlarda ağızlardan çıkacak her bir söz öl... Devamı

Sınav Rezaletleri (Scandal) Üzerine

2015-09-20 18:06:00

  Sınav dedikoduları, rezaletleri (scandal) son yıllarda ülke gündemini en çok meşgul eden konu başlıklarından birisi olarak göze çarpıyor malûmunuz. Biz, güzel Türkçemizin; güzel söz öbeklerinden biri olan “en son söylenecek sözü, en başta söylemek” deyiminden de esinlenerek; sözü döndürüp, dolaştırmadan doğrudan (direct) konuya girelim. Mesele, orta ve yüksek öğretim sınavlarında sıkça karşılaşılan ‘hatalı sorular’ meselesi canlar.   Bir zamanlar Türkiye’nin en güvenilir kurumlarından olan, olduğu varsayılan YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) tarafından son yıllarda yapılan sınavlarda dedikoduların, rezaletlerin (scandal) ardı arkası kesilmedi gitti bildiğiniz gibi. Toplu kopya dedikoduları, soruların çalındığına dair şek ve şüpheler dahası her sınavda karşılaşılan “hatalı soru” kepazeliği (scandal) diye giden evlere şenlik olaylar, uygulamalar kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede halkın bütün kesimlerini yakından ilgilendireceği için öte yandan kamu vicdanında açacağı yara ile de Hz. Ömer’in (Allah, ondan razı olsun) “mülkün temeli adalettir” diye tanımladığı düstura zarar vermesi kaçınılmaz olacağından her türlü sınav meselesinin üzerinde önemle durulmalıdır.   Toplu kopya, soruların çalınması gibi olaylar vaka-yı adiyeden olup; kolluk ve gözetmen tedbirlerinin adam gibi alınması halinde bu tür rezaletlerin (scandal) önüne geçilmesi işten bile değildir. Haliyle bu durumu, -ilgili bakanlıkların maharetli çalışanları söz konusu olduğunda- halledil(e)meyecek bir sorun olarak görmediğimizin bilinmesini istiyoruz. Söz gelimi sınavların yapıldığı sınıf, anfi vs. ortamlara kurulac... Devamı

Kültür Mantarı & Paspas

2015-09-01 21:39:00

    Büyük Birlik Partisi'nin eskimiş başkanı 17-25 Aralık süreçlerinde RTE'ye arka çıkıp; "Bizim mahallenin çocuğuna aşağı mahallenin veletleri posta koyamaz üleyn!." gibisinden lâflarla arka çıkıp, mahalle kabadayılığına soyunmuştu.   Şimdilerde, ucuz kabadayılığının ödülünü (mükâfat) fazlasıyla alan eskimiş başkan, seçim hükümetinde kültür mantarı -affedersiniz- Kültür ve Turizm Bakanı oldu. Böylece, topu 90'a takan eskimiş başkanın ne yaman bir topçu olduğunu da Türkiye'de yaşayan her bir Allah’ın kulu öğrenmiş oldu.   Ecevit’in, 2 haftalık hızlı eğitimle atadığı kültürlü öğretmenlerden sonra; AKP’nin, mektupla, 2 aylığına atadığı kültürlü bakanları da görmüş oldu güzel ülkemiz.   Sorun şu ki: Eskimiş başkanın ve dahi "onursal reis" RTE'nin oldukça şaibeli bir şekilde "sonsuzluğa ulaştırılan" rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümündeki sır perdesinin aralanmasına dair ne gibi girişimlerde bulunduklarını ‘vicdan sahibi’ her bir “TC” vatandaşı gibi biz de merak ediyoruz.   Velhâsıl Yılan dağında üşüyen kardelen kim sen kim?. Seni gidi Beştepe’nin kültür mantarı, seni!..   Gelelim gök gürültüsü Tuğrul’a!.. ‘Yıldırım’ hızıyla saf değiştirerek, Ülkücüleri sukut-ı hayale uğratan Tuğrul Türkeş MHP'yi kastederek "Beni, babamın partisinden hiç kimse atamaz!.." demiş.   İyi de beyzade vakti zamanında ATP'yi (Aydınlık Türkiye Partisi) kurarak, babanın fırkasını (party) bırakıp giden sen değil miydin?!.   "Alpaslan Türkeş&r... Devamı

Alâaddin Câmisinden, OGM’ye

2015-08-30 20:49:00

      28 Ağustos 2015 Cuma günü Beşkonaklı Nail lâkaplı Nail Ayışık kardeşimle günübirlik Isparta’nın Uluborlu ilçesine kadar gidip geldik dostlar. Ziyaretimizin sebebi, Nail Başkan’ın kızını Uluborlu Cumhuriyet Anadolu Lisesine kaydettirtmekti. Bizim başkan ve aile efrâdı kılavuza bakmışlar. Kız/Erkek Pansiyonlu ibaresini yani açıklamasını görüp dahası aileden bir başka kızımızın daha aynı okulda bir yıldır yatılı okumasından dolayı, orayı tercih etmişler. Kızımız da kazanmış. Kesin kayıt için kalktık gittik. Gittik gitmesine ama kılavuzda yazmayan, Bakanlık yetkililerinin düşün(e)mediği bir gerçekle de yüzleşmek zorunda kaldık. Kılavuzda kız/erkek pansiyonlu denen okulda kızlar için ayrılan payın (hisse, istihkak, kontenjan ne derseniz artık) sadece 15 olduğunu, üstüne üstlük kızımızın önünde de 10 tane yedek olduğunu öğrenince bir velinin ne hissedeceğini varın artık siz düşünün. Hele de Serik ile Uluborlu’nun arası 200 km iken!.. Ha bu arada müdür arkadaşımızın yer sıkıntısı olmadığı için kız öğrencilerin payını (kontenjan) 2-3 katına çıkarmak için üst yazıyla İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne başvurduğunu ve olumsuz yanıt aldığını da belirtelim. Okul müdürü arkadaşımız oldukça girişken, çalışkan bir kardeşimiz. Hanımı da aynı okulda müdür yardımcısı olarak görev yapıyor. Karı-koca ikisi de Aydın Yörüklerinden. Buraya da Karaman’dan tayin isteyip gelmişler. Kona göçe Aydın’a doğru gidiyorlar anlayacağınız. Arkadaşlarımız, Uluborlu için de güzel şeyler düşünmüşler. Okul, ilçenin dışında tarihî Uluborlu kalesinin eteğinde ve yine tarihî Alâaddin Câmisinin yanı başında bul... Devamı

Türkeş Çarkı

2015-08-27 13:35:00

      Ülkücüler zindanlarda çile çekerken sen, babanın soyadı sayesinde Türk Petrol bilmem ne şirketinin yönetim kurulunda, eften püften işlerle oyalanmak karşılığı 500 küsur milyoncuğu bulan (yahut bulduğu söylenen) uçuk ihsanlarla -affedersiniz- maaşlarla cebini doldur. Baban, Hakk’ın rahmetine kavuşunca onun Adriyatik’ten, Çin Seddine kadar uzanan devasa nüfuzunun üzerine oturmaya kalk. Ülkücüler pas vermeyince, Aydınlık Türkiye Partisi adlı bir ‘merdiven altı’ fırkası kur. Dost meclislerinde Alpaslan Türkeş’in Partisi’yiz diyerekten, ucuz telkinlerle (propaganda) Ülkücüleri sazan yerine koymaya çalış. Gerçi haksızlık etmeyelim şimdi. Ahmet Özal, Aydın Menderes, Erdal İnönü, Fatih Erbakan filan da aynı teraneyi sattığına göre seni de hoş görmek lâzım. Haliyle umduğunu bulama… Kızılay’da, zaman zaman da Kızılay sodası yudumlayarak volta atıp dururken; ahde vefa diyen MHP üst yönetiminin davetiyle fırkaya (party) geri dön. Doğru dürüst hiçbir katkı yapmadığın fırkada başköşeye kurulup, racon kes. Tarih tekerrür etsin. Horasan’dan, Anadolu’ya bütün yükü Çağrı çeksin. Tac-taht Tuğrul’a kalsın. Oh ne âlâ!.. Sonra bir sabah haberlerde yandaş medyanın amiral gemisi Sabah’ta ana haber başlığı (manşet): Türkeş farkı!.. Sana değil de; Ülkü ocaklarında, cep harçlıklarını ortaya atıp, ‘gelene gidene mahcup olmamak için’ ocağa çay-şeker almaya çalışan gariban Anadolu çocuklarına üzülmek lâzım be aga!.. Sana kızmayıp; MHP’nin başındaki basiretsizlere, ferasetten yoksunlara kızmalı!.. Muhsin Başkanı, Mansur Başkanı, Sadi Somuncuoğlu’yu, &... Devamı

Yarbay Mehmet Alkan’a En Anlamlı Destek Ozan Ârif’ten!..

2015-08-24 22:12:00

  Adı, Mehmet; lâkabı, Mehmetçik!.. Soyadı, Alkan!.. Düne kadar bir kardeşi vardı. O da ağabeyi gibi asker ocağında idi. Gökten dört yıldız düşmüştü. Biri, al bayrağa; üçü, küçük kardeş Ali’nin omuzlarına!.. Üç yıldız ağırdı, vatan kadar hem de!.. Bu mukaddes yükün hakkını lâyıkıyla verdi Ali Yüzbaşı. Şehit olup, al kanlara belendi. Gül tenini, gül bahçeleri bürüdü. Gelenek yine bozulmadı. Kız kardeşimizin gelinliği, şehidimize son örtü oldu. Tıpkı Ârif Nihat Asya’nın 4 Ocak’ı, 5 Ocak’a bağlayan bir uzun gecede, bir masanın başında, hem de sabaha kadar hiç uyumadan yazdığı; sabah olunca da ‘Adana’nın Kurtuluş Günü’ töreni için hazırlanan kürsüye çıkıp, bizzat kendisinin okuduğu -şimdilerde- AKP’lilerin sansürlemeye kalktıkları ‘Bayrak’ şiirinde olduğu gibi!.. Şehidimizin sonsuzluğa ulaşan ruhu arş-ı âlâda şah kartalları gibi süzüledursun, al bayrağa sarılı bedeni Osmaniye’deki baba ocağına getirildi. İnsanlar, şehidimize karşı son görevlerini yapmak için toplandı. Cenaze namazını kıldırmak için gelen il müftüsü "Kula kulluk yapma, makamına saygı göster." uyarılarına aldırmadan, tören alanına geç gelen AKP’liler için ön safta protokol sırası oluşturma derdine düştüğü bir sırada Mehmet Yarbay boğazında katmer katmer düğümlenmiş acıyla feryat etti. Dudaklarından dökülen sözler, yayından boşanmış ok gibi saplandı taşlaşmış vicdanlara. İsyanı açılıp, saçılmalara; düzenin kahpeliğine, pusuların kalleşliğine idi!. ‘Acılıdır, dokunmayın’ demek düşerdi adam olana… Ama olmadı, olamadı, olamadılar!..   ... Devamı