Modern Zamanların Ergenekon’u

2015-12-24 19:42:00

  Milletçe, zor günlerden geçiyoruz. Yüce Tanrı "bir, iri ve diri" olup, Akka'dan çıkmayı nasip etsin!.. "Akka da ne?" derseniz, söyleyelim: Modern zamanların Ergenekon'u!..   Cezzar Ahmet Paşa’yı duymuşluğunuz, okumuşluğunuz var mı? Bir Osmanlı paşasıdır kendisi. Akka’da, Napolyon’a hayatının ilk yenilgisini tattıran adamdır. Bu yenilgi üzerine Napolyon kaça kaça Fransa’ya zor atmıştır kendisini. Ve şöyle demiştir: Emrimde 100 bin kişilik bir Türk Ordusu olsa, dünyayı alırım.” Ama sonuçta Napolyon babayı almıştır. Kimden? Türk Ordusundan!..   “Cezzar”, Arapçada “kasap” demektir. Ahmet Paşa’nın baba mesleği kasaplıktır. Haliyle bölgede Arapça etkisi yadsınamaz bir olgu (vakıa) olduğu için lâkabı Cezzar olarak kalmıştır. Kendisini Cesar (Sezar) sanan bir budala yani Napolyon Bonaparte bilmem ne kadarlık ordusu ile Ortadoğu’ya adımını atmış; Akka Kalesi’ne kadar ilerlemiş ve burada sert kayaya toslamıştır. Kimdir bu sert kaya? Cezzar Ahmet Paşa’dır tabi ki. Yetmişine merdiven dayamış olan yaşlı kurt, emri altında bulunan az sayıdaki Mehmetçik ile Napolyon’a öyle bir Osmanlı şamarı nakşetmiştir ki; yerden bitme cüce, ne sattığını bilememiştir. Paşa, yer altına döşettiği patlayıcılarla hem kale surlarını hem de Fransız askerlerini havaya uçuracak kadar çılgın bir adamdır zira.   Ve Akka destanı Plevne,Çanakkale, Kut’ül Amâre gibi Türk Ordusunun icra ettiği destansı savunma savaşlarından biri olarak insanlığın ortak hafızasına yani tarihe kazınmıştır.    Ünlü sinema yönetmenlerimizden Nuri Bilge Ceylan’ın deyişiyle “yalnız ve güzel” ülkemiz şimdilerde kesif (zorlu) bir kuşatm... Devamı

Kızıl Elma Her Derde Deva

2015-12-19 20:00:00

  Türkler, doğaya ve doğadaki varlıklara ayrı bir önem vermiş; ayrı bir sevgi beslemişlerdir. Bu sevgi, gök yeleli kurttan başlamış; ağaçlara (andız, çam, kayın, meşe…), kuşlara (güvercin, kartal, kuğu, turna…) hatta gökteki yıldızlardan, yerdeki atlara, taşlara kadar her varlığı kucaklamıştır. Doğayla barışık, doğayla iç içe bir hayat süren Türklerin inanç değerleri (ahkâm, norm) de haliyle doğadan esinlenme yoluyla ortaya çıkmıştır.   Kazakistanlı bilimcilerin araştırmalarından çıkan sonuçlara bakılırsa; elma bitkisi, yeryüzünde ilk kez Altay Bölgesinde ve kırmızı elma (yani kızıl elma) olarak görülmüş. Bu veriler doğru ise sonsuz güç sahibi Yüce Yaratıcının, biz Türklere yönelik rahmetinin, bereketinin ne derece büyük olduğuna bir kere daha iman edebilirsiniz canlar. Şöyle ki, ilkçağlarda Türklerin temel geçim (iktisat, economi) kaynağı -tarım, ticaret, zanaat vs. de olmakla birlikte-  hayvancılıktı. Haliyle başta Tarım Havzası, Turfan Bölgesi vd. olmak üzere çeşitli bölgelerde tarımsal üretim çok gelişmiş hatta Uygurlar, çağının ilerisinde tarım faaliyetleri gerçekleştirerek diğer Türk Hanedanlıklarının aksine bir tarım ülkesi olmuş olsalar da Türk Boylarının büyük çoğunluğunda ağırlıklı olarak hayvansal gıdalar tüketiliyordu.   Uygurlar ve tarım demişken, 2500 yıl önce inşa edilen Karız Tünellerinden bahsetmeden geçmek olmaz elbette. Tanrı Dağlarında, yerin 110 metre altından başlayan; ortalama 100 metre derinlikte yol alarak 12 ay sıcaklık ortalaması 40 dereceyi geçen dahası yaz aylarında 65 dereceyi gören Taklamakan Çölü’nü aşıp, Turfan Bölgesine su taşıyan; kolları ile birl... Devamı

Atatürk’ün Vasiyeti

2015-12-14 23:05:00

  Gönül gözü, çapaklı; gönül teli, paslı dahası beyni küflü Kûfe halkı yaptı yine yapacağını. Moskof’un, Farisî’nin, el altından da Amerika’sından, İngiliz’ine; Alman’ından, Fransız’ına kadar cümle Batılıların ve tabi İsrail’in açık/gizli desteği ile Türkiye’ye kesin uyarı (ültimatom) ayarı çekti. Ee ne demiş atalarımız: Can, çıkar; huy, çıkmaz! Adam satmak, adamların geninde var. Hoş, bunlara adam demeye de bin şahit ister ya!..   Iraklı Araplar, bizzat “Son Peygamber”in ifadesiyle "cennet gençlerinin efendisi" olan Hz. Hüseyin'den sonra; 1200 yılı aşkın bir süre canlarını, mallarını namuslarını korumuş olan Türk Ordusunu da sattı. Güvenilmez Kûfelilerin torunları, Türk Ordusunu satmakla da kalmayıp; rengini, şehitlerimizin al kanından alan Türk bayrağını yakma küstahlığını, çirkefliğini de gösterdi.   Sormak lâzım bu dümbüklere "Ebu Gureyp'te, henüz 16-17 yaşındaki Kur'an hâfızı Arap kızına, Amerikan askerleri tecavüz ederken (Olayın doğruluğu, bizzat yan koğuşta tutuklu bulunan dönemin Bağdat müftüsünün şahitliği ile sabittir cancağızlar.) neredeydiniz lan godoşlar?" diye..   Söz konusu Musul-Kerkük ve hatta Halep olunca, Türkiye’nin tutacağı yol bellidir. Türkiye, Misak-ı Millî davasını tekrar gündemine almalıdır. İngiltere’nin, türlü dalaverelerle (entrika) elimizden aldığı bu vatan toprakları için her türlü yola başvurmalıdır. Gerekirse oradaki Türkmen ve Gurmanç (Kürt) kardeşlerimizin Türkiye’ye katılmak isteyip-istemediklerinin tespiti noktasında bir halk oylaması (plebisit) yapılması için Birleşmiş ... Devamı

Ne Olacak Bu Türkiye’nin Hâli

2015-12-13 22:41:00

  Efsânede anlatılanlar doğru ise, içkinin ana vatanı Anadolu toprakları imiş. Şöyle ki bir tarım ülkesi olan Hititlerde çiftçilerin ürettiği ürünlerden 10'da 1 pay hükümdara yani devlete ayrılırmış. Osmanlı'daki öşür vergisinin kökeni taa o yıllara dayanıyor anlayacağınız. Neyse hükümdar da, bu elde ettiği gelirle asker, memur vs. besler; yol, köprü neyim yaptırırmış.   Yine böyle vergilerin toplandığı bir gün çiftçilerden kimi buğday, kimi arpa, kimi soğan, patates filan getirmiş. Bir çiftçi de ürettiği yaş üzümlerin 10'da 1'ini koymuş ortaya. Görevliler ne yapalım, ne edelim derken biri mahzendeki toprak fıçılara koyma fikrini ortaya atmış. Böylelikle sorun da çözülmüş.   Gel zaman, git zaman; bir gün, mahzen kapısında nöbet tutan askeri meydanda kendinden geçmiş bir halde bağıra çağıra şarkı söyleyip; dans ederken bulmuşlar. Gariban Anadolu çocuğu ne subay takıyormuş, ne hükümdar... Ne sopaya “eyvallah” diyormuş, ne de kova kova suya... Uzatmayalım; bir gün sonra kendine gelince olanı biteni anlatmış. İşte susadım idi; nöbet yerimi de bırakıp gidemedim idi; mahzende bulunan fıçılardaki sudan içtim idi falan filan demiş. Sonrasını tahmin edersiniz. Millet dayanmış fıçılara!..   Ha, bu arada öyle her okuduğunuza/duyduğunuza da sorgusuz-sualsiz inanmayın. Demin patates demiştik ya hani; patates bitkisi Avrupalıların, Amerika'yı keşfinden sonra geldi bu topraklara!.. Tıpkı elmanın (Macarlar “alma” der bu arada) Altaylardan geldiği gibi!..   Rakıyla ilgili bir anı: -Anlatılanlar doğru ise- Fidel Castro'nun Türkiye ziyaretinde, kendisine "rakı" ikrâm etmişler. Bir bardağı... Devamı

Prut, Tekerrürden İbarettir

2015-12-09 22:54:00

    Türk-Rus ilişkileri denildiğinde akla ilk gelen figürler Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katerina’dır malûmunuz. Mehmet Paşa, serdar-ı ekrem (başkomutan) olarak deşt-i Kıpçak’a yani Kıpçak bozkırlarına sefer eylemiş; Prut bataklığında kıstırdığı Rus ordusunu tam yok edecekken, Çariçe Katerina’nın araya girmesiyle bir barış anlaşması imzalayarak dönüp gelmiştir. Anlatılanlar bu yöndedir. Kimi tarihçiler, bu beklenmedik tutumu, ordunun merkezinde yer alan yeniçerilerin huzursuzluk çıkarması yüzünden Paşa’nın, savaştan imtina ettiği şeklinde yorumlamışlardır. Velhâsıl (kısacası), mesele hâlâ tam anlamıyla açıklığa kavuşmuş değildir.   Prut’ta, gerçekte ne olduğu konusunu biraz daha deşeleyelim. Rus Çarı Deli Petro’nun (Rusların gözünde I. veya Büyük Petro’dur bu arada) zor durumda olduğunu dahası her an öldürülebileceğini haber alan Çariçe Katerina apar-topar savaş alanına gelmiş; burada Baltacı Mehmet Paşa ile görüşmüş ve Türk Ordusunun başkomutanını barış anlaşması yapmaya ikna etmiştir. Yine bu bilgi de tekrarlanagelmiş olan tarih bilgisidir. Kimi tarihçiler ise, serdar-ı ekrem Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katerina’nın yüz yüze dahi gelmediğini söylemektedir.   Bu konuda, bizim aklımızı kurcalayan nokta ise Çariçe Katarina tarafından Prut savaşından sonra kaleme alınan şiir veya günlükte (adı her neyse artık) geçen birkaç mısradır. “Ligne Prensine Mektuplar” adlı esere de konu olan Çariçe Katerina’ya ait mısraların Türkçe çevirisi şu şekildedir: “Han’ın sofası üzerinde Kıtık doldurulmuş yastıklar üzerinde, ... Devamı

Biz, Türk’üz!.

2015-12-01 00:40:00

  Biz, Türk’üz!.. Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da hatta Amerika’da atlarımızın nal izleri yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ silinmeden duruyor. Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da hanlarımız, hamamlarımız; camilerimiz, çeşmelerimiz ve dahi köprülerimiz hâlâ dimdik ayakta ve Türk elleri ile dost elleri arasında gönül köprüsü olmaya devam ediyor. Doru atların terine, deli yiğitlerin al kanı yoldaş olmuş toprağa doğru süzülürken kurduğumuz gönül bağları hâlâ sapasağlam…   Biz, Türk’üz!.. Truva’da (Turova/Turoba) gözyaşımız, Hakkâri’de mezar taşımız, Orkun’da imzamız var. Kaşgarlı’mız, Birunî’miz, Farabî’miz, İbn-i Sina’mız, Uluğ Bey’imiz dahası Yunus Emre’miz, Nasreddin Hoca’mız, Koca Sinan’ımız, Pîri Reis’imiz, Itrî’miz var bizim. Macar Ovalarında Attila’mız, Arpat’ımız, Gül Baba’mız… Endülüs’te, Tarık’ımız; Nil’de, Baybars’ımız; Sina’da, Yavuz’umuz; Kudüs’te, Selâhaddin’imiz; Konya’da Mehmet Bey’imiz; Kırım’da Giray Han’ımız, Gaspıralı İsmail’imiz… Süyüm Bike’miz, Bug (Buke?) Aruk Hatun’umuz, Nene Hatun’umuz… Urmiye Gölü kıyılarında uçmağa varan Alp Er Tunga’mız,  “Titre ve kendine dön” diyen Bilge Kağan’ımız; “Allah’ın seçtiği, kurtulmuş millet” olmamıza vesile olan Satuk Buğra Han’ımız; Anadolu’yu geri almamızı sağlayan Alpaslan’ımız, “Biz ki, mülûk-i Turan; emir-i Türkistan’ız.” diyen Timur’umuz; Son Peygamberin övgüsüne mazhar... Devamı

Müslümanlar ve Süslü Mallar

2015-11-12 08:39:00

  Türkiye’nin en çok tesettürlü ürün satan e-ticaret markası olduğu söylenen, ismi lâzım değil bir şirketin yönetim kurulu başkanı olan süzme ahmak bir post-modern İslâmcı, ulusal gazetelerden birinin hafta sonu ekinde yayımlanan söyleşisinde seksî olmak için açılmaya, dekolteye (açık giysi) ihtiyaç olmadığını söyleyerek, yalnızca gözlerle de seksî olunabileceğini iddia etmiş. Akıl-aklî, kalp-kalbî, his-hissî gibi misallerden de anlayacağınız üzere “-î” takısının yüklediği anlam seksle ilgili/ilişkili olma hali demek olup; cima, cinsî münasebet, cinsel ilişki… gibi tanımlamaların ima ettiği eylemi, fiili, işi yapma; yapmaya yollu/müsait olma gibi bir anlamı da beraberinde sürüklemektedir. Yeşilçam yolunda sürüklenen onca hayatlar; güller, laleler gibi!..   Sorun şu ki;   1)     Müslüman bir kadının (söz gelimi kendi anasının, avradının; kızının, kız bacısının…) yolda-sokakta, çarşıda-pazarda seksî giyinmesi; seksî duruş sergilemesi câiz midir? diye sorulmalıdır bu beyinsiz cücüğe.   2)     Hadi diyelim kastedilen evinde, eşine karşı seksî olma durumudur. Bu sebeple bile olsa -af buyurun- üç-beş dakika sonra gusül abdesti alma ihtimali de düşünüldüğünde, orasını-burasını boyaması -israf olması hasebiyle- câiz midir? diye sorulmalıdır bu hava gazı üfleyen düdüğe.   3)     İçinde, ne olduğu meçhul onlarca kimyasal madde bulunan; çok kaliteli denen ürünlerin bile, bir süre sonra ciltte kalıcı hasarlar bıraktığı, tahrişe, kansere yol açtığı bilinip dururken RTE gibi sadec... Devamı

1 Kasım Seçimleri, Şartlı Tepki Kuramı ve MİT

2015-11-12 08:56:00

  Rusya’nın ünlü bilginlerinden (âlim) olan Pavlov’u duymuşsunuzdur. Psikoloji dendiğinde, ilk akla gelen kişilerden biridir kendisi. Özellikle şartlı tepki (refleks) kuramı ile psikoloji adlı bilim dalında çığır açmıştır. Ama bu çığır bir yönüyle eksik kalmıştır. Kuramın, Sosyoloji, İktisat (economi) gibi diğer disiplinlere de uyarlanabileceği göz ardı edilmiştir. Zira bir canlı türünün verdiği tepkiyi az veya çok diğer bütün canlıların da verebileceğine dair olasılık (ihtimal) oldukça yüksektir. Bu nedenle üreme, beslenme, annelik dürtüsü, ölüm korkusu diye giden birçok dürtünün canlılarda ortak davranış kalıpları oluşturabileceğine haliyle açlık hissi merkezli şartlı tepki (refleks) kuramının psikolojide olduğu kadar söz gelimi sosyolojide de genel geçerliliği olan bir görüş olabileceğine dair olasılık toplum mühendislerince değerlendirilmelidir.   Peki ama şartlı tepki (refleks) kuramını sosyolojinin yani toplumbiliminin hangi kefesine koyabilirsiniz? Eski tabirle cemiyetin, yeni söylemle toplumun (social) hangi ahval ve şeraitinde yani durumunda ve şartlarında bu kuramı uygulayabilir yahut gözlemleyebilirsiniz? Öncelikle savaşlarda uygulayabilirsiniz. Nasıl mı? Toplumun geneline bir düşman göstererek, safların sıkılaştırılmasını sağlayabilirsiniz. Sonra? Eğitimde uygulayabilirsiniz. Şöyle ki eğitim düzenini (sisteam) anti-sosyalist (sosyalist karşıtı), anti-komünist (komünist karşıtı) ölçütlerle düzenleyerek, yetişecek nesilleri liberal ve kapitalist yapabilirsiniz. Bu düzene bir de yeşil kuşak öğretisi (doktrin) ve buna hizmet edecek şekilde imam-hatipliler ordusu yetmedi -sözde- milliyetçi çerileri eklediğinizde, toplum şartlı tepki vermeye başl... Devamı

Malkoçoğlu, MHP ve Lazlar

2015-10-31 17:18:00

Senaryosu R.T.E. ve A.Ö. tarafından yazılan, AKP ile HDP'nin başrolünü paylaştıkları, konusu çözüm mü çözülme mi bir türlü anlaşılamayan malûm fil(i)mde rol almayı kabul etmeyip; "Milletime akıl vermek benim ne haddime, benim milletim her şeyin en iyisini bilir" gibi sözlerle âkil adamlık teklifini geri çeviren Kırım Tatar Türk'ü Fahrettin Cüreklibatur nam-ı diğer Cüneyt Arkın bununla da yetinmeyerek, -1 Kasım 2015 tarihindeki genel seçim öncesinde- MHP'yi desteklediğiniilân etti.   Şimdi âkiliniz -affedersiniz- aklınız "cüreklibatur" soyadına takıldıysa arz edelim: Cüreklibatur, yürekli batur yani yürekli bahadır demektir. Doğu Türkistan'ın efsane lideri “Altay kartalı” lâkaplı Osman Batur Han'ın adında olduğu gibi!.. Ki Osman Batur da Doğu Türkistan’da yaşayan Kuman/Kıpçaklardan olup; günümüzde bu Türk toplulukları Rusların, kendilerine verdiği adla yani “Kazak” adıyla anılmaktadırlar. Kazak sözcüğünün aynı zamanda “Rus köylüsü” demek olduğunu ve Rusların bu adlandırmada iyi niyet taşımadıklarını da belirtmek zorundayız.   Yine kuzey Türkleri, biz güneylilerin yani Oğuzların (Ogur, Uğur) "g" damgasını (harf) "c" olarak söylerler. Bizdeki "geldim, gittim" onlarda "celdim, cittim" olur. Tıpkı Kuman/Kıpçakların torunları olan Lazlarda olduğu gibi!..   Atası kopuz olan kemençe de Kuman/Kıpçakların yadigârı olup; aslı 'kumançe'den gelir bu arada!.. Dahası dilleri, kökenleri hakkında yerli-yersiz bir sürü dedikodu (spekülasyon) yapılan Şamlıhemşinlilerin düğünlerde, şölenlerde coştukların... Devamı

Başyaver Konuşuyor

2015-10-26 10:08:00

  Başyaver -affedersiniz- Başbakan Davudî canhıraş bağırıyor yahut konuşuyor. Konuştukça yahut bağırdıkça batıyor. Battıkça bağırıyor yahut konuşuyor. Makûl şüphe diyerek eli kalem tutanları içeri tıkarken; eli silâh tutan teröristler söz konusu olunca hukuktan söz ediyor. Yani teröriste hukuk; vatandaşa, guguk!..   Beyaz Toroslar meselesi misâl... Bir zamanlar AKP'nin 2 numarası olan Dengir Mir Mehmet Fırat'ın tırlarında nelerin yakalandığını; Van'da, uyuşturucu kaçakçısının -hem de Emniyet binası basılarak- zorla alınışını -sıkı durun- RTE’nin bir yeğeninin de bu yolun yolcusu olduğunu ve suçüstü yakalandığını filân din(i)dar a.k. çocukları unutabilirler belki ama biz unutmadık. Polisleri hizaya sokan zübüğü de haliyle!..   Boşbakan -gene affedersiniz- Başbakan Davudî konuşuyor. Konuşuyor da, boş konuşuyor. Eş Bulma Kurumu hizmetinden dem vuruyor. Yanında, yöresinde elini ovuşturarak dolaşan onlarca dalkavuktan birisi de çıkıp demiyor ki güzel ülkemizde Eş Bulma Kurumuna değil; İş Bulma Kurumuna ihtiyaç var!..   Ee cancağızlar!. Mâlum, kış kapıda... Uzun kış geceleri eğlencesiz olmaz. Akbulut fıkraları da demode artık. O hâlde çalıştırın saksıları da iki Davidof fıkrası açsın. Ampuller iyice karanlığa kalmadan iki neşemizi bulalım.   Serik/Sarıabalı-26.10.2015 Ptesi   Aziz Dolu Atabey https://twitter.com/azizdolu   ... Devamı

Halûk’un Not Defteri Yahut Fareler

2015-10-21 21:54:00

  MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, İstanbul’da yaptığı açık hava toplantısında (miting) Banker -affedersiniz- Tanker Bilo’ya şöyle seslendi: “57 İslâm ülkesi dururken kaçacak, doktora yapacak Vatikan’ı mı buldun?!.” Şu ana kadar da sorunun muhatabından bir yanıt alınmış değil. Haddizatında armut dibine düşer canlar. “O niye ki?” derseniz bilimsel verilere, buluşlara bakılırsa çocuğun cinsiyetini erkek belirliyormuş. Hem de % 75 oranında!.. Yani “avrat, gene kız doğurdu” diyerekten kuma uçkuruna yapışan dümbükler yandı ki ne yanma… Kul hakkı, onların iflâhını sökecek öbür tarafta!?. Allah-u âlem (Allah bilir) tabi!.. Ee cinsiyetini belirleyen zevat; şahsiyetine, kişiliğine de az çok katkı yapıyordur haliyle.   Bilo’nun, cebine 1 milyar dolar koyup; İtalya’ya kaçtığına -affedersiniz- gittiğine dair haberleri duyunca yüzümüzde bir istihza belirdi ister istemez. Not Defteri'ni babasına bırakıp giden; gittiği yerde de papaz olan Halûk geldi aklımıza nedense. “Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış” ya hani. Hesap, o hesap… Götürdüğü 1 milyar doları n'edecek acaba diye epeyce bir kafa, epeyce bir çene yorduk doğrusunu isterseniz. Bubasının yakın dostu olan; yolsuzluk ve reşit olmayan (17 yaşında idi sanırım) kızla birlikte olmak gibi suçlardan davalık olmuş dahası Yahudî olduğu söylenen Silvio Berlusconi ile enişte -affedersiniz- erişte imalatı mı yapacak yahut Kilise Yaptırma Derneği mi kuracak diyerekten kuramlar (teori) üretip durduk dost meclislerinde. Erişte ne alâka, derseniz; Marco Polo'nun Türkistan seyahati sırasında Türk topluluklarında görüp, İtalya'ya götürdüğü ve adına spagetti... Devamı

Ankara Saldırısını Nasıl Yorumlamalı

2015-10-21 10:38:00

  Türkiye ile Rusya tarihlerinde hiç olmadığı kadar sıkı-fıkı... Özellikle de terör sosuna batırılmış enerji savaşlarının kıyasıya yaşandığı günümüzde!.. Düzmece 11 Eylül saldırısı ile neredeyse bütün dünyayı kendi safına çekmeyi başaran Amerika Birleşik Devletleri bu düzmece saldırıyla elde ettiği fırsatları iyi değerlendirerek; parsaları bir bir topladı. Bu durumun diğer ülkelerde hoşnutsuzluğa yol açması dahası Amerikan karşıtlığını körüklemesi kaçınılmazdır elbette.     Türkiye ile Rusya aynı zamanda stratejik ortak bildiğiniz gibi. İki ülke, birbirlerinin içişlerine karışmama konusunda da oldukça hassas hareket ediyorlar. Batı ile gerginlikler yaşayan, yalnızlaşan/yalnızlaştırılan Rusya’ya Batı ittifakından dostça uzanan tek el Türkiye dense yeridir sanırım. Rusya’nın soluk alabileceği tek yön güney komşusu Türkiye ve Rusya da bunu çok iyi biliyordur mutlaka.   Rusya, geçmişte Boğazlar ve Doğu Anadolu konusundaki boşboğazlığının ceremesini Türkiye gibi bir dostunu Batı İttifakına kaptırarak, -kapana sıkışmış bir ayının ruh halini (halet-i ruhiye) yansıtırcasına- çok ağır ödedi. Rus imparatorluğunun dağılıp, parçalanmasının nedeni biraz da Batı karşısında içine düştüğü kuşatılmışlık tablosu (sendrom) ve bunun sonucunda sergilediği ikircikli ruh halleridir diyebiliriz. Özellikle Stalin döneminde ölen, öldürülen, sürülen milyonlarca insanın vebali elbette ağır olacaktı.   1960’lara gelindiğinde her iki ülke de geçmiş defterleri kapatıp yeniden iki dost ve komşu ülke olarak masaya oturmaya hazırlanırken Türkiye’de askerî darbe oldu. Darbenin hemen akabinde Menderes, Rusya ile yakınlaşmasının bedelini canı ile ... Devamı

Hewal dı ji işareta Bozgurte bıde!..

2015-10-17 10:27:00

  Soldan oku: T-R-K!. Sağdan oku: K-R-T!.   Şimdi de As Gur, Beş (Baş) Gur, Bel Gur, Biti Gur, Bul Gar, Fin Gur, Go Gur, Gur, O Gur (Uğur/Oğuz), On Gur, Sol Gur (Salur), Uy Gur ve son tahlilde Gur-man-ç (Kür-d/t) diye gidenleri bir anımsa.   Sonra Timuçin'in, önceleri Gur Han unvanını kullanırken; Turan/Türk Birliğini kurduktan sonra Oğuz Kağan’ın oğullarından Deniz Han’ın adını aldığını da koy üstüne.   Yetmezse, Gur/Gür sözcüğünün Türkçede "ulu, büyük" anlamına da geldiğini dahası Fatih’in hocalarından Molla Güranî'nin de Gurmanç (Kürt) boyundan olduğunu; "-ler/-lar" anlamına gelen Farsça “-an” eki atıldığında boy adının ortaya çıktığını da ekle.   Yine, Kürd (Kürt) derken sözcüğün sonuna gelen“-d/-t“ damgasının (harf) “-ler, -lar” anlamına gelen bir çoğul eki olduğunu ve yeryüzünde sadece Oğuz (Türkman/Türkmen) Türkçesinde bulunduğunu da iliştiriver kenarına.   Yani cancağızım!.. Gurmanç (Kürt), "TÜRK" adlı ulu çınarın bir dalıdır. PKK da, bu dala ağmış ağdala sürüsüdür.   Aklın, başına geldi mi?   O hâlde: Hewal dı ji işareta Bozgurte bıde!..     Aziz Dolu Atabey Serik/Sarıabalı-16.10.2015     Duvar yazılarımıza aşağıdaki arktan (link) erişim sağlayabilirsiniz. https://twitter.com/azizdolu       ... Devamı

Rusya Savunma Bakanı Tuvalı bir Türk

2015-10-17 10:20:00

  Rusya Savunma Bakanı Sergey Shoygu Tuvalı bir Türk!.. Daha doğrusu Tuvalı bir baba ile Rus bir anneden dünyaya gelmiş bir asker, siyasetçi ve devlet adamı… Dokuz dil bilen, birçok dış görevde bulunan, ülke içindeki çalışmaları ile Rusya’nın kahramanı seçilen dahi gibi bir adam. İki çocuk babası olduğunu da ekleyelim.   Rusya’nın, her ne kadar eninde sonunda parçalanması; yüzyılın sonuna kalmadan şimdiki gücünü büyük ölçüde yitirmesi kaçınılmaz olsa da günümüzde güçlü bir devlet olduğu malûmunuzdur. Zira yayılmacılıkla/sömürgecilikle (imperialism) çıktığı yolda diğer halklara mensup insanları kullanmasını, yetişmiş insan gücünden azamî (maximum) ölçüde faydalanmasını bilmektedir. Mete Han, Bilge Kağan, Attila, Cengiz Han, Timur, Osmanlı da böyle yapmıyor muydu haddizatında?   Celâleddin Harzemşah, Cengiz Han, Timur Han, Karamanoğlu Mehmet Bey, Gâzi Giray Han, Uzun Hasan, Şah İsmail Safevî, Afşar (Avşar) Nadir Şah da Türk'tü!.. Kıpçak ve Çerkez kısmen de Oğuz (Türkmen) birlikteliği ile kurulmuş olan Memlûklar ha keza!..Hepsinin yolu bir şekilde Anadolu ile kesişti. Kimisi ele geçirmek istedi, kimisi gönül bağı kurdu, kimisi bağlandı. Kırım, Cezayir, Doğu Türkistan gibi!..   Sorun şu ki: Biz ne kadar Türk'üz?!. Dilimize, tarihimize, coğrafyamıza (vatan), bizden olanlara ne kadar sahip çıkıyoruz?!. Boraltan faciasını nasıl unutabiliriz ki? Dün, Bulgaristan’daki soydaşlarımızı kendi topraklarında koruyamadık. İşin kolayına kaçarak, Anadolu’ya topladık. Demokrasiye geçen Bulgaristan’da nüfusun % 40’ı Türk olacakken bu oran yarıya düşt... Devamı

HDP ve Ermeni Soykırımı Yalanı

2015-10-17 10:17:00

  HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ile birlikte 1 Kasım genel seçimlerine hazırlanan fırkalarının (party) seçim bildirgesini okurken "Ermeni soykırımını kabûl edeceğiz." diye sarsıcı (shock/şo:k) bir ifâde kullandı. Soyadının ilhâm kaynağının Ağrı Dağı olup-olmadığını gerçekten merak ettiğimiz Figen Hanımın bu sözü, bizi alıp; 2000'li yılların başında yolumuzun düştüğü Hakkâri'ye kadar götürdü.   Yüksekova'nın, İran sınırına sıfır (0) km'de bulunan Esendere beldesinde yedek subay/öğretmen olarak bulunduğumuz sıralarda tehcirden (göç) önceki süreçte, Ermeni çetelerinin bir Kürt (Gur-man-ç) köyünü bastıklarını; köydeki herkesi bir kör kuyuya atıp, yaktıklarını sadece çobanlık yapan bir erkek çocuğun kurtulduğunu ve daha başka üzücü olayları yörenin sevilen aksakallarından olan Mustafa Büyüksu Emmimizden dinlemiştik dostlar.    Mustafa Emmi, köydeki tek CHP'li idi ve Atatürk ile silâh arkadaşlarına karşı yoğun bir sevgi-saygı besliyordu. O dönem CHP Genel Başkanı olan Deniz Baykal'la ildeş (hemşehri/hemşeri) olmamızdan ötürü de bize karşı ayrı bir yakınlık gösterirdi. Velhâsıl (kısacası) sorun şu ki: Esendereli Mustafa Emmi Kürt (Gur-man-ç) ise, bunlar kim; bunlar Kürt (Gur-man-ç) ise, Mustafa Emmi neci?   Aziz Dolu Atabey Serik/Sarıabalı–03.10.2015     Güzel Ülke.. Türkiye’nin facebook gazetesi https://www.facebook.com/groups/guzelulke/ ... Devamı

Dersimli Diyap Ağa

2015-10-17 10:14:00

  Kurucu Meclis’in en önemli simalarından biri hiç kuşkusuz Dersimli (Tunceli) Diyap Ağa’dır canlar. Gerçek bir Türkmen, gerçek bir Alevî, gerçek bir vatanseverdir kendisi. Yüksekova’nın, İran’a sıfır (0) km’de bulunan Esendere Beldesinde yedek subay/öğretmen olarak bulunduğumuz sıralarda, ana tarafından Diyap Ağa’nın torunu olduğunu söyleyen Tuncelili Ali G. kardeşimizle birkaç ay mesai arkadaşlığımız olmuştu. Özü-sözü bir, hoş sohbet bir arkadaştı kendisi. Zaman zaman Diyap Ağa ile ilgili anılar, nükteler anlatırdı. Birlikte neşelenirdik.   Yeri gelmişken bir yanlış anlamayı giderelim. Dersim bir bölgenin adıdır. Tunceli ise o bölgede yer alan illerimizden biridir. Sözgelimi Bozok platosu bir bölge adıdır. O platoda yer alan Yozgat ise bir ilimizdir. Tıpkı Göller Yöresi olarak adlandırılan ve Antalya, Burdur, Isparta üçlüsünü içine alan coğrafî terimde olduğu gibi!.. Dahası Trakya bölgesi dediğimizde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kastederiz. Bu misaller, Çukurova ve Adana; Amit (Gurmanç lehçesinde Amed) ovası ve Diyarbakır diye uzayıp gider. Coğrafî terimlerin yanında, jeopolitik (coğrafî & siyasî) terimlerin kullanıldığı da olmuştur. Misal Gâziantep ve Halep’i içine alan bölgede yaşayan topluluklar Bozulus Türkmenleri olarak adlandırılmıştır. Antalya’ya bir tarihte Yörükeli denmesi de yine sosyo-ekonomik bir tanımlamadır. Haddizatında Yörük, Tahtacı, Muhacir (Göçmen) gibi tabirlerin de kimlik açısından bir geçerliliğinin olmadığı; bu toplulukların Oğuz (Ogur/Uğur) boyuna mensup oldukları ve İslâmiyet’le birlikte Türkmen (Türkman) adını aldıkları da vakıadır. Oğuzlar ise, en çok siy... Devamı

Algı Harekâtları (Operatation) Üzerine

2015-10-14 05:23:00

  Son bin yılın Selâhaddin Eyyûbî’si, dünya liderimiz, muktedirimiz, reisimiz, cânımız-ciğerimiz bir şiir okudu. Hapse attılar. Mağdur ettiler o güzel insanı anlayacağınız. Ama sonra n’oldu? İlâhî adalet tecelli etti. Çıkınca, hem gönülleri hem Ortadoğu’yu fethetti. Şiir de cumhuriyetin fikir babalarından (teorisyen) olan Mehmet Ziya Gökalp Bey’e aitti üstelik. Hani Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl hocalarından olan sosyolog Ziya’ya... Câmiler, kışlamız; minareler, süngümüzdü yani!.   Paradan 6 sıfır (0) atıldı. Atıldı atılmasına da, olağan şartlarda en büyük para birimimizin 100 TL olması gerekirken 200 TL niye cüzdanların başköşesine kuruluverdi diyenler mırın-kırın etmeye başladılar. Zira en büyük para birimimiz 100.000.000 TL idi. Gerçi, bol sıfırlar (0) önceki hükümetlerin bir ayıbı olup; zaten AKP’yi ırgalamazdı ama. “Nasıl ya?” diyenler yutkuna dursun; bu başarı, cumhuriyet tarihine altın harflerle kazınmıştı bile. Paranın değeri düşürüldü (develuation), karşılıksız para basıldı… diye giden çamur atmaların izi ilk yağmurda silindi gitti hafızalardan. Şükür!..   Bir bakan, Bakara-makara diyerek Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini haddizatında kutsal kitabın varlığını alay konusu yaptı diyerek dünyayı, ayağa kaldırdılar. Bu da düpedüz bir iftiraydı. Bakar, Arapçada sığır demekti. Makara ise ip haline getirilmiş yünlerin dolandığı araç-gereç… Kripto gen taşıyan sabık bakanımız, çobanları ve koyunları ile ünlü Bingöl’de artık sığır da yetiştirileceğini; sığırların yününü dolamak için de makara fabrikası açılacağını böylelikle hem hayvancılığın hem de... Devamı

Atatürk’ün Heykelini Kaldıracakmış

2015-09-23 14:25:00

  Bir de... çıktı; millî kahramanlarımızdan Kâzım Karabekir Paşa'nın heykelini kaldırıp, atacağını söyledi. Yöredeki Türkmen, Kıpçak, Laz, Zaza, Çerkez ve -özellikle de- Gurmanç (Kürt) ahalinin canını, malını, namusunu koruyanın/kurtaranın bizzat Karamanoğlu Avşar'ı Kazım Karabekir Paşa olduğunu çok iyi biliyordu zira!.. Ses etmedin ey halkım!..   Bir de... çıkmış; Gâzi Mustafa Kemal Paşa'nın heykelini kaldırıp; yerine çay bardağı koymak için halk oylamasına (referendum) gidilebileceğini söylüyor. Yörenin ana geçim kaynağı olan çay bitkisinin Karamanoğlu Avşar'ı Gâzi Mustafa Kemal Paşa zamanında ekilip-dikilmeye başlandığından da habersiz besbelli.. Sesin çıkmıyor ey halkım!..   Türkiye'nin bir Kırım, bir Kazan, bir Karabağ, bir Doğu Türkistan, bir Arakan, bir Afganistan, bir Irak, bir Suriye, bir Lübnan, bir Filistin, bir Mısır, bir Cezayir, bir Libya, bir Somali, bir Kongo, bir Balkanlar, bir Bosna olmasına izin vermediği için mi Atatürk'e düşmansın ey halkım?!.   Mülteci ol(a)madığın; Avrupa kapılarında sürün(e)mediğin için mi bu kinin, bu nefretin?!.  Yoksa, doğru dürüst hiçbir bedel ödemeden sahip olduğun cumhuriyet kazanımları mı sıktı seni?..   Madem öyle -nâçizane- bizim de bir önerimiz var ey halkım. Yapılacak halk oylamasında (referendum) iki şık olsun.    a) Başkanın ebesinin (nene) hörekesi    b) Tuğçe Kazas’ın bikinili heykeli   İyisi mi, var sen bunları oyla ey ‘meyus’ halkım... Seni, bunlarla oyalasınlar!..                                         &... Devamı

1 Kasım Seçimlerine Doğru Giderken

2015-09-20 18:23:00

  1 Kasım Seçimlerine Doğru Giderken   HDP cephesinde son durum.. HDP, 7 Haziran genel seçimlerinde Selahattin Demirtaş’ın şahsında oluşturduğu “sevimli serseri” imacından çok şey kaybetti. Birilerinin veyahut bir yerlerin dolduruşuna gelerek kapıldığı şiddet sarmalından kurtulsa bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Arap Baharının etkisiyle Kandil’dekilerin nezle olmasını anlamak mümkün ama onlar nezle oldu diye buradakilerin hapşırmasının kabul edilebilir bir yanı yoktur.    Bırakın Türkmen’i, Laz’ı, Çerkez’i, Abdal’ı; güneydoğudaki Zaza ve Gurmanç kökenli seçmenlerin nazarında bile inandırıcılığını kaybetme noktasına gelen Selahattin Demirtaş’ın “Selocan” moduna tekrar girmesinin; jestlerinin, mimiklerinin, şakalarının fazla bir etkisinin olup-olmayacağını hep birlikte bekleyip, göreceğiz. Gerçi bu saatten sonra kendisine inansa inansa Kadir inanır ama!.. Ha birde barlarda, pavyonlarda demlenen eski tüfek Marksistler, Leninistler, Apocular, Maocular, Homocular… cümle entel-danteller falan filan!.   Bir uyarı: Başta, Zaza olduğunu söyleyen Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP’li vekillerin ve seçmenlerin ve dahi güzel ülkemizin güzel insanlarının tarih, edebiyat, ilahiyat, antropoloji, sosyoloji gibi bilim dallarına biraz eğilmeleri “bir, iri ve diri” olmamızın gerekçelerini, sebeplerini, sonuçlarını öğrenmeleri gerekiyor artık. Bir de emperyalizmin, 1920’lerde yapamadığını şimdilerde -bizi, birbirimize düşürmek suretiyle- yapmak istediğini bilmeleri gerekiyor.   Aksi halde bırakın Türkleşmeyi; Türkiyelileşmek bile hayal olarak kalacaktır.     MHP cephesinde son durum.. MHP'de sarsıcı (shock/şo:k) ... Devamı