Atlar ve Nallar

2008-10-13 18:42:00

           Atlar ve Nallar

         Atları bilirsiniz. Soylu hayvanlardır. Asırlar boyu Fatihlerin, fetihlerin, medeniyetlerin yükünü sırtlamışlardır. Üzerine ilk eğeri, başına ilk yuları, ayağına ilk nalı takıveren insanoğlu -ki bu ilkleri Türklerin gerçekleştirdiği tarihi bulgularla da sabittir- bu sayede rüzgâr olup esmiştir. Bugünün uçakları, gemileri, hızlı katarları (tren) akla hayale gelmezken hem de…

        At denince nal akla gelir. Hele bir de söz konusu olan kıt akıllılarsa zaten ‘uğur takıntısı’ alır başını gider. Bir bakarsınız kapılara, pencerelere, çatılara dizi dizi nallar asılıvermiştir. Sözüm ona uğur getirecektir. Oysa getirse getirse ayaklarında dört adet nal olan atlara getireceği; bunlara da pek bir faydasının olmadığı ortada iken hem de. Çünkü ayak kemiklerinden birinin kırılıvermesi durumunda atın başına nelerin gelebileceği malumunuzdur. Doğru ya, at gözlüğü takan insanların bunu göremeyeceği de malumunuzdur tabi.

        “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” diyor rahmetli Gazi Mustafa Kemal. Aslında bu cümlenin yüklemi ‘olacaktır’ ya da ‘olmalıdır’ olarak değiştirilmelidir. Zira bu ülkede hâkimiyet onlarca yıldır milletin eline bir türlü geçmemiş, geçememiştir. Bugün, Türkiye’nin Güneydoğusunu bile kurutan ‘ağalık’ rejimi maalesef Ankara’ya da çöreklenmiştir. Necip Fazıl da buna benzer ifadeler kullanır. Haklıdır da… Çünkü Cumhuriyeti 1923’te ilan ettik. Ya da o yılların söylemiyle hürriyeti! Peki, emek harcamadan; birilerinin armağan ettiği bir şeyin değeri, kıymeti anlaşılabilir miydi? Anlaşılamazdı elbette. Bundan dolayıdır ki Türk halkı, cumhuriyetin manasına tam olarak eremedi. Cumhuriyetçi olmadan, cumhuriyete kavuşan insanlardan daha fazlasını beklemek de safdillik olurdu haliyle.

        Adalet için hürriyet askıya alınabilir ilkesinden yola çıkan Avrupalı, medeniyet için hürriyet gasp edilebilir paranoyasına kadar gidebilmiştir. Batı’da hürriyet insanın istediğini yapması, dilediğince yaşaması; kanunlar ölçüsünde hür ve serbest olması; kazanılmış haklarını kullanması vs. olarak algılanmaktadır. Peki, hürriyetin sözcük anlamı nedir? Hürriyet: Kanunun izin verdiği her işi yapmak… İyi de kanunu yapanlar da insan olduğuna göre; hürriyet, beşerin hüsnü kuruntusu olmuyor mu? Hem hürriyet biraz da düzen değil midir? Bu soruları yöneltmekten muradımız insanların aklını karıştırıp, anarşist fikirlerin boy atmasına zemin hazırlamak değildir elbette. Ama ortada bir serencamın olduğunu; güzel ülkemin, güzel insanlarının ‘eline yalama şeker verilmiş’ yetim yerine konduğunu, en azından at gözlüğüne mahkûm edildiğini belirtmeden de geçilemeyeceğinin bilinmesi gerekmektedir. 1924’de “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletin…” iken ve millet, iradesini TBMM aracılığı ile kullanırken; 1961’de “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir.” vecizesine koskocaman ‘ancak’lar, ‘fakat’lar, ‘ama’lar eklenerek, milletin iradesi çalınmış ve millet egemenliği, ‘kurul’, ‘mahkeme’ vs. adlarını taşıyan  ‘atanmış’ ayanlara, derebeylerine devredilmiştir. Böylece ‘seçilmişler’ ceviz oynarken; ‘atanmışlar’, -af buyurun- hürriyet adlı haspayı götürmüştür. Kimileri için, değeri bir kilo pirinç olan haspa için, büyük çoğunluk namus kavgalarına girişmiş; sokaklarda da kan gövdeyi götürmüştür. “Beni, İslâmî usullere uygun olarak ve tekbirler getirerek gömün.” diye diye aramızdan ayrılan Cem Karaca Bey’in de dediği gibi "namus belasına" döktüğümüz kanlar sebil mi olmuştur yoksa zelil mi? Bunun yargısını tarih verecektir elbette. Ha bu arada, ‘elbette’leri çok tekrarlamaktaki muradımızın, bilgiçlik taslamak için olmadığını da belirtelim. Hokkadaki mürekkebi eline yüzüne bulaştırmış bir acemîyiz sadece. Bunu inkâr etmiyoruz. Ama ortaya koyduğumuz görüşlerde haklılık payı olduğunu düşünüyorsanız o zaman gelin, tarih kararını açıklayıncaya kadar kini, nefreti bir tarafa bırakalım cancağızlar. En azından kılıfla değil, minare ile meşgul olalım. Hazır, atı alan da Üsküdar’a geçmemişken… Ee bu teklife ne diyorsunuz bakalım? Aklınıza yattı mı? Koyun gibi yatıp, kalkıp; koyun gibi güdülmek istemezsiniz her halde. Yanılıyor muyum?             Serik/Sarıabalı;03.06.2008 Salı

 

Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com

215
0
0
Yorum Yaz