Atatürk'ten İlham Almak
Son bir haftalık geçen süre zarfında yurt içinde ve yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk'ün yüreği kan ağladı hiç şüphesiz. Bölücü terör örgütünün sergilediği insanlık dışı vahşet o dereceye geldi ki son birkaç asırda Balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’da ümmet-i Muhammed'in yaşadığı dramlar yeniden hatırlanmış; Sırpların, Yunanlıların, Ermenilerin ve onların ağababaları olan Rusların, İngilizlerin, Fransızların sebep oldukları insanlık dışı zulümler, katliamlar, soykırımlar hafızalarda tekrar canlanmıştır. Çarşamba sabahı Çukurca'dan gelen kara haber sabırların taşmasına, yumrukların açılmamacasına sıkılmasına yol açmış; deyim yerindeyse can burnumuzun ucuna gelmiştir. Bebeklerin, hamile kadınların, Kur'an talebelerinin, gencecik fidanların kısacası asker ve sivil onbinlerce yurttaşımızın kanına giren meşum terör örgütünün yıllardır yapageldiği iç savaş kışkırtıcılığı yine de amacına ulaşamamıştır şükürler olsun. Sabır taşını bile çatlatacak onca olumsuzluğa, kalleşliğe ve kahpeliğe rağmen milletimiz sağduyusunu ve serinkanlılığını muhafaza etmiş, bu da bir nebze olsun yüreklere su serpmiştir.
Atatürk'ün, yıllar önce İsmet İnönü'ye verdiği bir ders vardır. Hadisenin üç aşağı beş yukarı şu şekilde geçtiği rivayet edilir. Vaka: Başbakan İnönü bir akşam o sıralar Florya Köşkü'nde ikamet eden Atatürk'ü ziyarete gelmiş.Büyük Önder Atatürk'ün vermek istediği dersi, güzel ülkemizde hâlâ anlayamayan kıt akıllıların olması ne kadar da acı.. Dahası herkesin birinci sınıf vatandaş olmasını esas alan demokrasiyi benimsemiş Türkiye Cumhuriyeti'nde ikinci sınıf vatandaş olmak için dağa çıkan safsalakların varlığı ne kadar da can sıkıcı.. Kandil'in yağının akıtılması da, Basra körfezinde gemilerimizin arz-ı endam eylemesi de hayal değildir. Dün İzmir körfezinde yaşananlar, yarın Basra körfezinde yaşanacakların habercisidir. Bering boğazından, Cebelitarık'a; Malezya'dan, Macaristan'a tuğralı buyrukların, muştuların gitmesi de yakındır.
Evet, canlar! Bu ülke Yörüğüyle, Türkmeniyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Arnavuduyla, Zazasıyla, Gürcüsüyle, Tatarıyla, Terekemesiyle, Boşnağıyla; Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’siyle bir bütündür. Türkiye'dir. İnşallah birgün Balkanların, Batı Trakya’nın, Onikiadalar’ın, Kıbrıs'ın, Kerkük'ün, kuzeyiyle güneyiyle Azerbaycan’ın ve bilumum yurt köşelerinin de katılımıyla 'Büyük Türkiye' olacaktır. Dahası "Türk birliğine inanıyorum. Onu görüyorum." diyen Gâzi Mustafa Kemal'in de ruhu huzura erecektir. Hiç şüpheniz olmasın. Zira Allah kerimdir. Serik–21 Ekim 2011
Aziz Dolu Atabey
Derkenar: Karanlığın en koyu anı, şafağa en yakın andır canlar.. Güneş, 'Büyük Türkiye'nin üzerine doğacaktır elbet..