Ömer Halisdemir

2017-07-15 22:10:00

    Şehidimiz Ömer Halisdemir 20 Şubat 1974 tarihinde, Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Çukurkuyu Köyünde Hasan Hüseyin-Fadimeana çiftinin üçüncü çocukları olarak dünyaya gelir. Avşarların, Betik Oymağından (aşiret) olan köy halkı -muhtemelen- Osmanlı’nın “Fırka-i İslahiye” adını verdiği bir dizi düzenleme kapsamında Avşarları zorunlu iskâna/göçe tabi tutması yüzünden Çukurova’da başlayan ve 1750’li yıllardan, 1860’ların sonuna kadar süren dahası Niğde’den, Halep’e kadar çok geniş bir alana yayılan Avşar başkaldırısı (ayaklanma) sonrasında Kahramanmaraş’tan alınarak Bor’un Çukurkuyu köyüne yerleştirilen Yörüklerin torunlarıdır. Kalkışma boyunca ve sonrasında Adana-Diyarbakır hattındaki -büyük çoğunluğu Avşar olan- Türkmenler, Anadolu ve Suriye içlerine sürülür. Kısacası (vel’hâsıl) Ömer Halisdemir, “Aslı kurttur; kurt yavrusu, kurt olur.” diyen Dadaloğlu’yla, Osmanlı’nın haksız iskân siyasetine boyun eğmeyen Avşar Beyi Kozanoğlu’yla aynı genleri taşımaktadır.   Ömer Halisdemir’in eğitim-öğretim hayatı köylerindeki Fatih İlkokulunda başlar. İlkokulun ardından, köyün dışında bulunan Çukurkuyu İsmail Erol Ortaokuluna devam eder. Yörüklük yaşantısından ötürü, yöredeki diğer çocuklar gibi okuldan arta kalan zamanlarda çobanlık yaparak büyür. Ortaokulun ardından Niğde’de bulunan Endüstri Meslek Lisesi Makine Bölümüne kayıt yaptırır. Maddî sıkıntılar ve okula gidiş-gelişlerdeki ulaşım zorluklarına rağmen liseden mezun olmayı başarır. Okul, 50 km uzakta olmasına ve çoğu zaman 4-5 saati yollarda ... Devamı

Musul.. Nureddin Zengi'nin Yadigârı

2017-06-25 05:48:00

  Avşar Türkmenlerince kurulan Musul Atabeyliğinin ünlü hükümdarı Nureddin Zengi tarafından 1173 yılında yaptırılan ve onun adıyla anılan dahası Musul’un en önemli tarihî eseri konumundaki Nuri Camisi, dünyaca ünlü eğik minaresiyle birlikte havaya uçuruldu.   Nureddin Zengi, Haçlıların Ortadoğu’dan kovulmasını sağlayan süreci başlatan hükümdardır. Atabey Zengi’nin emriyle harekete geçen Selahaddin Eyyubî komutasındaki Türk Ordusu Kudüs’ü, Haçlılardan geri almıştır. Suriye’nin, Haçlılardan temizlenmesi de Nureddin Zengi’nin siyaseti, feraseti sayesinde mümkün olmuştur. Yine dolaylı olarak Eyyubîlerin ve Memlûkların (Ed-Devlet’it Türkiyya) temellerini atan kişi de bizzat Atabey Nureddin Zengi’dir.   Modern zamanlarının Haçlıları ve onların uşaklığını yapan IŞİD cânileri, Türk’e ve İslâm’a olan kinlerini kusmaya devam etmektedir. Terör örgütü IŞİD’in kurucusu olan Bağdadî’nin sözde halifeliğini niçin Nuri Camisinde ilân ettiğini ve şimdi niçin dünya kültür mirası listesindeki bu camiyi havaya uçurulduğunu sanırım daha iyi anlamışsınızdır. Atabey Nureddin Zengi’nin başlattığı cihatla Ortadoğu’ya vedâ eden Haçlılar, sekiz asırlık hesabı yine onun üzerinden görmek; dünya kamuoyuna mesajı yine onun üzerinden vermek istemişlerdir. Sahi Müslümanları asıp-kesen, Avrupa şehirlerinde korku salan IŞİD adlı bu “ne idüğü belürsüz” terör örgütü niçin İsrail’e ve Amerika Birleşik Devletlerine hiç saldırmamaktadır?   Musul Atabeyliği, Avşarlar (Afşar) tarafından oluşturulan ilk siyasal yapılanmadır. Avşarlar önce Haçlılara, sonrasında Moğollara ve tabi Osmanlı Devletine karşı verdikleri mücadele ile tarihe özellikle de Anadolu, Azerbaycan, İran ve Ortadoğu tarihine yön vermiş dahası Karamanoğlu Mehmet Bey, Avşar Nadir Şah gibi hükümdarlar; Şahkulu, Köroğlu, Dadaloğlu gibi halk önderleri; Atatürk, Denktaş, Türkeş gibi millî kahramanlar çıkarmış bir topluluktur.   Avşar Türkmen’i Nureddin Zengi’yi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Ruhu şad, mekânı ce... Devamı

Ra, Rab, Tanrı ve Türkler

2017-05-15 12:50:00

  Tarih bilimi -söylentilerle (rivayet) karışmış olmakla birlikte- kişioğlunun en temel bilgi kaynaklardan biri olmaya; günümüz insanının yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Hz. İbrahim’le ilgili olarak geçmişten-günümüze anlatılagelenler, bu duruma güzel bir örnektir. Söylentilere bakılırsa Hz. İbrahim bir Sümer şehrinde doğmuş, Sümer kamı (rahip) olarak yaşamıştır. İnancımıza göre ise peygamber olarak… O zamanlarda “Ra”, Tanrı demektir. Sümerce bir sözcük olan Sı-ta-ra (Si-ta-re) yani “star” (günümüz Türkçesiyle yıldız) sözcüğü de “Ra” ile ilintilidir kuşkusuz. Sonra Hz. Musa dönemi gelir. Onun zamanında da Ra, Tanrı demektir. Bu Ra’yı, Sami kavminden olan Araplar “Rab” olarak yaşattılar. Turan/Türk toplulukları ise tan yerinin (ışık, nur) sahibi dercesine Tanrı (Tengri) dediler. Ra, -rı’ya dönüştü zahir.   Arapça sevdalıları, dinciler/İslâmcılar vb. tayfadan olanlar Türkçeye, Türk kültürüne hep soğuk, hep mesafeli davrandılar. “Tanrı” demek günahtı zevata göre. Ama Farsça “abdest”, Farsça “peygamber” demekte bir sakınca yoktu. Hatta “Allah” yerine Farsça “Mevlâ”, Farsça “Yezdan” deseniz de sorun olmazdı. Yeter ki Türkçe olmasın ağzınızdan çıkan sözcük. Yeter ki Türk’ü; Türk’ün dilini, kültürünü hor görün. Yezit, Yezdan gibi sözcüklerin “ateşe tapan” Zerdüştlerin inancından geldiği de ayrı bir ironiyken üstelik. Türk’ün var olma davasını, kavgasını; Karamanoğlu Avşar’ı (Afşar) Mehmet Bey’in ferasetini, siyase... Devamı

Millî ve manevî değerlere yönelik saldırılar dizi dizi..

2017-05-15 12:48:00

  Sözde “ulusal” olan bir kanalda “Yeni Gelin” adında bir dizi yayınlanmaya başladı. Show TV adlı televizyon kanalında yayınlanmaya başlayan dizide, Batı kültüründe yetişmiş bilgili, görgülü ve dahi Türk-İspanyol melezi (Avşarların deyişiyle; kırması) bir gelinimiz var. Bir de hafif sakallı ve dahi aşiret çocuğu Türkmen damadımız.. Sakal modası son yıllarda ortaokula kadar indi malûmunuz. Damat, “Türkmen” oldukları üstüne basa basa vurgulanan “Bozoklar” adlı bir aşirete mensup. Avşar Türkmenlerinin yoğun olarak yaşadığı Adana ilimiz, diziye mekân seçilmiş. Çekimlerin yapıldığı çiftliğin kapısında; üstte Avşarların kartal simgesi, altta Kayıların ok ve yaylı simgesi bulunuyor.   Televizyonlarda yayınlanan bütün dizilerde 90-60-90 vücut ölçüleri ile baston yutmuş gibi ortalıkta salınan mankenlerden geçilmezken; bu dizideki kadınların tamamı itici tipler Hele bir yemek yeme sahnesi var ki, iğrençliğin de ötesinde.. Kısacası bir algı harekâtı (operation) ile karşı karşıya olduğunuzu hemen anlıyorsunuz.   Peki, ama gerçekte Bozoklar kimdir? Bozoklar, Oğuz Kağan’ın iki evliliğinden birinden olan Gün Han, Ay Han ve Yıldız Han’ın torunlarıdır. Oğuz/Türkmen’in iki kolundan biridirler. Avşarlar, Beydililer, Kayılar diye giden 12 bölüğe ayrılırlar. Haçlıları, Ortadoğu’dan sürüp çıkaran Musul Atabeyi Nureddin Zengi, Bozok Avşar’ıdır. Türkçeyi resmî dil yapan Karamanoğlu Mehmet Bey, Bozok Avşar’ıdır. Osmanlılar, Bozok Kayı’sıdır. Harzemşahlar da Bozok’tur. Çin’e akın düzenleyen son Türk cihangiri Nadir Şah, Bozok Avşar’ıdır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gâzi Mustafa Kemal A... Devamı

Başka Türkiye Yok

2017-04-15 20:51:00

    AKP Üsküdar Teşkilatı bir bez afiş hazırlayıp, asmış meydana. Afişte “BU YÜZYILIN NENE HATUN’U SAYIN BAKAN’IMIZ FATMA BETÜL SAYAN KAYA GAZİ ÜSKÜDAR’A HOŞ GELDİNİZ” yazıyor. Şimdi bu bez afişten çıkarılacak sonuç ne olur? Öncelikle “Siyaset senin nene gerek hatun?!.” diyebilirsiniz. Yahut da egzoz gazından dertli (muzdarip) bir Üsküdar aklınıza gelebilir. Yazılı ve görsel basını takip ediyorsanız biraz daha teknik değerlendirmeler de yapabilirsiniz. Söz gelimi, Hollanda’da sergilediği çok kişilik tiyatro gösterisi RTE tarafından takdir edilmiş olmalı ki; İstanbul Büyükşehir Belediyesince, fAtma Betül Sayan Kaya’nın kardeşine milyon dolarlık üç ihale takdim edilmiş diyerek, çevrenizdekilere alayla (istihza) karışık bir gülümseme atabilirsiniz. Yeter ki saksıyı çalıştırın.   AKP’lilerin yıllardır türlü bahanelerin, -sözde- mağduriyetlerin ardında siyaset yaptığını görmemiz gerekiyor. Şimdi de bütün başarısızlıklarını, becerisizliklerini başkanlık düzeninin olmayışına bağlayıp, işin içinden sıyrılmayı düşünüyorlar. Özellikle de dış siyasette uğradıkları hezimeti örtbas etme kaygısı ile ne yapacaklarını bilemiyorlar. İşin acıklı tarafı ise o çok sevdikleri Arap ülkelerinden de destek göremiyorlar. “Düşenin dostu olmaz” atasözüne capcanlı bir örnek duruyor karşımızda. Hem mızrak da çuvala sığmıyor artık. Bahaneler, mağdur edebiyatı inandırıcı gelmiyor. En önemlisi de, dış siyasette (politica) yaşanan hezimet Türkiye’ye yakışmıyor. Ne var ki (mamafih) bu gerçekleri aklı evvel dincilere anlatın, anlatabilirseniz. Kısacası (vel’hâsıl) başkanlık düzenine (sisteam) geçilince, Misak-ı Millî sınırları içinde yer alan Türkmen ve Gurmanç (Kürt) kardeşlerimizin Türkiye’ye dâhil olacağını düşünmek ham hayâl… Yüz yıl önce vermedikleri petrol sahalarını şimdi size bırakırlar mı sanıyorsunuz? Hadi diyelim ki sanıyorsunuz; peki, ama neyinize güveniyorsunuz? Paramparça ettiğiniz Türk Ordusuna mı yoksa mirasyedi veletler gibi satıp-savarak felç ettiğiniz Türk iktisa... Devamı

Etrüskler ve Türkler

2017-04-15 20:41:00

  Etrüskler ve Türkler arasındaki kardeşlik bağının kanıtı ortak alfabeleridir.   Anadolu'dan, İtalya’ya göçen Etrüsk boyları Etruria (Toskana) bölgesine yerleşerek; günümüzde İtalya olarak adlandırılan yarımadada bir devlet kurarlar. Kurulan bu devletin ilk 11 kağanı Etrüsk soyludur. Kağanların adlarındaki Latince ekleri kaldırırsanız, geriye günümüz Türkçesine çok yakın sözcükler kalır. Roma adıyla anılan bu devletin sayıca az olan yönetici ve asker sınıfı sonraki dönemlerde yerli halk arasında erimiş ve yönetim İspanya'dan gelenlerle yerli halkın güç birliğine gitmesi sonucu Latinlere geçmiştir.   İtalya'nın millî simgelerinden olan ve iki çocuğun, bir dişi kurt tarafından emzirildiğini gösteren dünyaca ünlü heykel de sanılanın aksine Latinlerin Roma'sına değil; Etrüsklerin Roma'sına aittir. Hatta Roma adı da kardeş olan bu çocuklardan Romulus'un adından gelmektedir. Diğer kardeşin adı ise Remus'tur. Anadolu coğrafyasında "Rum" olarak tanınan insanların Grekler, Helenler veya Yunanlılar olarak adlandırılan halk arasında erimiş (asimilation) Etrüskler olabileceğini düşünüyoruz.   Türk destanlarındaki Urum Han ve yerleşim yeri olarak ise Güney Azerbaycan'daki, günümüzde "Afşar kenti" olarak da bilinen Urumiye ile Doğu Türkistan'ın Urumçi kentlerinin araştırılması yerinde olacaktır. Birbirinin devamı niteliğindeki Etrüsk ve Saka (İskit) bağlantısı da haliyle... Sonrasında da Hunlar geliyor. Zira Attila'nın kendilerini yani Hunları, Sakaların (İskit) devamı olarak gördüğünü, kabul ettiğini de biliyoruz.   Latinler, Etrüsk alfabesini alarak günümüzün alfabesini oluşturmuşlardır.   Aziz Dolu Atabey Serik-12.03.2017   TURAN http://www.facebook.com/groups/azizdolu/ ... Devamı

Oğuzlar, Macarlar ve Tuğrul (Turul) Kuşu

2017-04-15 20:28:00

      Macarların millî simgesi olan Turul kuşu pençeleri ile Attila'nın kılıcını tutuyor. Bu simgeyi Macaristan’ın her bir köşesinde görmeniz mümkündür. Hatta birbirinin devamı olan I. ve II. Dünya Savaşları sonrası yapılan anlaşmalarla Macaristan’dan koparılan tarihî Macar topraklarında yaşayan Macarlar bile bu millî simgeyi kutsal bir emanet olarak yeni kuşaklara (nesil) aktarmaktadır.     Oğuz Türkleri bu kuşa Tuğrul der. Tuğrulun, Oğuz Kağan'ın eşlerinden birini gökyüzünden getiren kuş olduğuna inanılır. Türkçedeki Gökçe, Gökçen, Göksel gibi kadın adları belki de bu annemizden kalan bir hatıradır. Kim bilir?   Oğuz Kağan ile Tuğrul (Turul) kuşunun gökten getirdiği ilk annemizin evliliğinden Bozoklar yani Gün Han, Ay Han ve Yıldız Han dünyaya gelmiştir. Oğuz Kağan, Altın Yay’ı bu üç oğluna vermiştir. Yöneticilik özellikleri ağır basan Bozoklar birçok devlet kurmuşlardır. Moğol Türkçesinde benzer anlamdaki Bosoh fiilinin "yükselmek, güneşin doğması" gibi anlamlara geldiğini de biliyoruz. Tuğrul (Turul) kuşu, kartal türlerinin atasıdır. Avrupa Hunlarının, Selçukluların bayrağındaki yırtıcı kuşun Tuğrul (Turul) olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.   Efsaneden hareketle Bozokların on iki kolundan ikisi olan Kayıların ongunu Şahin, Avşarların ongunu ise Şah (Tavşancıl) kartalıdır.   Büyük Selçuklu Devletinin kurucusu Tuğrul Bey ile Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gâzi'nin babası -Kayı Beyi- Ertuğrul Gâzi'nin adı da Tuğrul (Turul) kuşundan gelir.   Cermen halklarının Attila'dan ve Avrupa Hunlarından çok etkilendiği; Cermen asıllı bir halk olan Almanların, bu simgeyi Türklerden a... Devamı

Ayinesi İştir Kişinin

2017-03-30 12:16:00

    Yönetim biçimi cumhuriyet ve demokrasi esaslarına dayandıktan sonra yönetim tarzının başkanlık, yarı başkanlık yahut cumhurbaşkanlığı olması çok da önemli değildir. Bizim kararsızlığımızın, kaygılarımızın sebebi AKP iktidarının geçmiş dönem icraatlarından kaynaklanmaktadır. Öyle ya, ayinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz demiş adı görklü, feraset sahibi atalar. AKP’nin, yerleşik kurumlara sahip meclis (parlamenter) düzenini (sisteam) nasıl hallaç pamuğu gibi attığını da biliyoruz. Devletteki kadrolaşma furyasını ve millî devletin nasıl fırka (party) devletine dönüştüğünü, dönüştürüldüğünü de hakeza.   AKP’nin getirmeye çalıştığı devlet düzeninde cumhurbaşkanlığı makamına verilen yetkilerin özellikle de yüksek yargı seçimi ile ilgili olanların ileride bu makama gelecek olan namzetlerin şirazeden çıkmasına yol açabileceğine dair olası kaygılar giderilmediği müddetçe “evet” demek aklı başında bir yurttaşın içine sinmeyecektir. Şöyle ki AKP’li cumhurbaşkanının doğrudan doğruya kendisinin seçeceği ve yine üyeleri, bizzat cumhurbaşkanı tarafından atanacak olan yüksek yargı (Danıştay, Yargıtay vs.) üyelerinin seçeceği Yüce Divan üyelerinin gerçekten de cumhurbaşkanını ve iktidar sağlıklı bir şekilde denetleyebileceğine inanıyor musunuz? Hele de daha birkaç yıl önce Danıştay raporlarının sumen altı edilmeye çalışıldığını, 17-25 Aralık soruşturmalarının nasıl akamete uğratıldığını da bile bile... Bazı bakanlıklarda oluşturulan denetim dışı örtülü ödenek iddiaları da cabası!..   Denetim demişken… Denetim, adaletin oluşmasını sağlayan en temel etkenlerdendir. Ve dahi “Mülkün temeli adaletti... Devamı

Biz, Serik Belediye Başkanının Yerinde Olsak

2017-03-28 12:12:00

      Biz, Serik Belediye Başkanının yerinde olsak; Cuma Pazarını, MHP'li Başkan Mehmet Habalı döneminde yaptırılan Yazır'daki açık pazar alanına tekrar taşırdık. MHP'li Başkan Mehmet Habalı döneminde yaptırılan ve şimdilerde Kapalı Cuma Pazarı olarak adlandırılan binayı da İstanbul Kapalıçarşı benzeri bir cazibe ve alışveriş (ticaret) merkezine dönüştürürdük. Dahası Yazır'da bulunan söz konusu pazar alanını, pazar günleri de belediye adına açık oto pazarı olarak işletirdik. Yine birkaç küçük düzenleme yaparak, özellikle yaz aylarında düzenlenen düğün, kermes, sergi gibi etkinliklerde bu alanı Seriklilerin hizmetine sunardık. Biz, Serik Belediye Başkanının yerinde olsak; MHP'li Başkan Mehmet Habalı döneminde yaptırılan, Akçaalan'daki Açık Yüzme Havuzunu bir protokolle İlçe Spor Müdürlüğü, Halk Eğitimi Merkezi ve Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullara devrederdik. Halk Eğitimi Merkezi, yaz aylarında burada yüzme kursları açabilirdi. İlçe Spor Müdürlüğü bir yüzme takımı kurabilirdi. Yine iki yanı ırmak bir yanı denizle çevrili olan ilçemizde yüzme bilmeyen binlerce insanımıza yüzme eğitimleri verilebilirdi. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında, okullararası yüzme yarışları düzenlenebilirdi. Havuzun bulunduğu parkta birkaç düzenleme yaparak sivil vatandaşlarımıza mesire alanı olarak da hizmet verirdik. MHP'li Başkan Mehmet Habalı döneminde yaptırılan Akçaalan Düğün Salonuna yapılacak eklerle burasının, kongre ve toplantı merkezi olarak kullanılması da seçeneklerimiz arasında olurdu. Yine Sayın Habalı tarafından yaptırılan ve Serik'in i... Devamı

Soy-Sop Siyaseti

2017-03-02 16:56:00

  AKP’ye gönül vermiş bir hanım vatandaşımız MHP Genel Başkan adaylarından Sinan Oğan Bey’e ağza alınmayacak, hele de bir kadının ağzına hiç yakışmayacak şekilde ağır (galiz) küfür etmiş. Küfür de ne küfür? Soyunu-sopunu hedef almaktan geri durmamış. Biz, Sinan Oğan’ı biliyoruz. Anası da belli, babası da… Birilerinin, siyasî getirisini (rant) devşirip de, oralarda yaşayan kardeşlerimiz için hiçbir şey yapmadığı günlerde Türkmen yurtları için; Bayırbucak için, Türkmen Dağı için sırtında yardım kolileri taşıdığını da biliyoruz. Yine Alevî iklimde yaşaması da kendisi ile Yüce Tanrı arasında olan, olması gereken bir inanç meselesidir. Dahası Sinan Oğan Bey ile ilgili soy-sop güdecek olursanız Oğuz Kağan’a kadar giden bir soy ağacına tırmanmak zorunda kalırsınız. Türk tarihine dair ilginiz, bilginiz, inancınız varsa tabi!.   Sormuş bir gün nasipsiz (bi-nasip) Araplardan biri: “Gökleri ve yeri yaratmadan önce Rabbimiz neredeydi?” diye.. Yanıtlamış Son Peygamberin damadı, emmi oğlusu ve dahi halifesi Hz. Ali uygun (münasip) bir dille: “Nerede, mekânla ilgili bir sorudur. Mekân yokken, Allah vardı.” Yani demek istemiş ki; zamanı ve mekânı Allah yaratmıştır. Gelelim günümüze: Allah’ın yarattığı zaman ve mekânı babanızın tapulu malı gibi göremezsiniz. Zira ilâhî nizama, mizana karşı hadsizlik olur. Ne Türkiye, AKP’lilerin tapulu malıdır ne de MHP, Bahçeli’nin babasının çiftliğidir. O halde herkes milletin kararlarına, tercihlerine saygı göstermek; demokrasiye olan inancını taze tutmak zorundadır.   Türkiye Cumhuriyeti onlarca yıldır demokrasi ile yönetilen bir ülkedir. Bakmayın siz, birilerinin eğip, bükme çabalar... Devamı